Yönetmen: Stefan Ruzowitzky
Oyuncular: Karl Markovics, August Diehl
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Avusturya adına yabancı dilde en iyi film Oscar ödülü
-Altın Ayı adayı
IMDB Puanı: 7,6/10
Estar Abi Puanları:
-Karl Markovics: 10
-August Diehl: 8
-Stefan Ruzowitzky: 7
Genel Puan: 8/10
Tarihe Bernhard Operasyonu olarak geçen, Hitler'in İngiltere ve ABD'ye yüksek miktarda sahte para göndererek ekonomik kaos yaratma planı olarak bilinen olayı ele alan Kalpazanlar, Karl Markovics'in nüanslı oyunu ve filmin her yerine serpiştirilmiş ince detaylarıyla gerçek hayattan alınan bir hikayeyi nasıl sinematografik bir ürüne dönüştüreceğini bilen bir film olarak 2007 yabancı film Oscar galibi oldu.
2. Dünya Savaşı'ndan çekip çıkartacak hikaye bol... Hele de holokost tam bir umman. Ama holokostun içinden kendine özgü bir hikayesi olan yaşanmışlıkları görebilmek de ayrı bir başarı. Schindler's List de bu yüzden beğenilmişti zaten. Hikayesini sadece Almanlar Yahudileri öldürdü temasına bağlamıyor, baş karakterini Yahudilere yardım eden bir Nazi Partisi üyesinden oluşturuyordu. Yönetmen Ruzowitsky de bu zekice hamleyi yapmış ve savaşın sonucuna bile etki edebilecek 10 civarı Yahudi kalpazanın imtiyazlı bir kamp odasında neyle mücadele ettiklerini filme almış.
Karl Markovics'in canlandırdığı Sally, döneminin en büyük kalpazanı olarak anılıyor. Savaştan evvel Nazi tehlikesinin farkına varmadığından, hatta Parti'nin Yahudilere yaptığı baskıyı, Yahudilerin uyumsuzluğunda gördüğünden bir anlamda kaderini kendisi hazırlıyor. Sachsenhausen kampında kendisinden Alman İmparatorluğu'nun yüce emelleri için sahte sterlin ve dolar basması istenildiğindeyse yaptığı her sahte paranın bir Yahudi'nin daha kamplarda öldürülmesine yardım ettiğinin farkına varıyor. Bu farkındalığa, ekipte ne yaptığını bilen tek adam olan ve filmin de hikayesinin uyarlandığı kitabı yazan Burger'in inadı ışık oluyor. Burger'in alanında tek olması para basma işini zorlaştırmasa, bugün dünyanın politik dağılımı bile çok farklı olabilirdi. Eğer Burger değil de Nazilerin her istediğini yapan bir başkası olsaydı o paralarla savaşın sonucu değişecek ve Almanlar kimbilir ne neticeler elde edecekti. Belki bugün bildiğimiz Avrupa çok farklı şekilde biçimlendirecekti. Bu açıdan baktığınızda Burger'in inadı bütün bir dünya tarihini değiştiriyor ve müthiş bir kelebek etkisi yaratıyor.
Kalpazanlar, "bir kişi dünyayı değiştirir", ya da "zulme karşı direnmek zulmün şiddetini azaltır" gibi mesajlar da vermiyor sadece. Toplama kampına sadece Yahudi olduğu için giren bir karakter "kapatın şu Zenci müziğini" diyebiliyor mesela. Irkçılığın ne kadar büyük bir ahmaklık olduğunun usul usul altını çiziyor film. Herzog adlı komutan üzerinden motivasyon dersi veriyor adeta. Zira Nazi filmlerinden artık ezberlediğimiz, ceberrut canavar subaylardan biri yok karşımızda. Yeri geldiğinde ölümle de tehdit edebiliyor kamptakileri ama motive etmenin de ne demek olduğunu biliyor. Başarıyı, karnavalla ya da sigarayla ödüllendirebiliyor. Verdiği her ödül sonucunda kalpazanların yeni bir başarıya daha eriştiklerine tanık oluyoruz. Tüm bunlar düşünüldüğünde Kalpazanlar'ın tek bir bakış açısına sahip olmayan, çok açılı bir deneme olduğunu söyleyebiliriz. Haliyle aldığı Oscar'ı da sonuna kadar hak ediyor.
Karl Markovics, görüntüsünün kendine özgülüğünü de kullanarak minimal bir oyunculuk performansıyla götürüyor filmi. Belki tek başına sırtlamıyor filmi ama varlığı, filmin temposunu arttırabiliyor. Markovics'in oyununda yönetmenin ne yapmak istediğini bilen bir aktörün maharetini görebiliyoruz. Öte yandan Burger rolünde August Diehl müthiş bir aktivist portresi çıkartmak istese de rolbazlığını konuşturacağı sahnelerin ansızın kesilmesiyle bu fırsatı kaçırıyor. Ama yine de filmdeki karakterinin tam tersi bir Nazi subayını canlandıracağı Inglourious Basterds/Soysuzlar Çetesi filminden de rol kapabiliyor.
![]() |
| Karl Markovics |



0 yorum:
Yorum Gönder