Yönetmen: James McTeigue
Oyuncular: Hugo Weaving, Natalie Portman
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Chicago Film Eleştirmenleri Birliği en iyi çıkış yapan yönetmen adayı
IMDB Puanı: 8,2/10
Estar Abi Puanları:
-James McTeigue: 7
-Natalie Portman: 7
-Wachowski Kardeşler (senaryo): 6
Genel Puan: 6/10
2000'lerle birlikte sinema seyircisi bir kuşak daha atladığında yeni gelen izleyici kuşağa uygun filmler de iki koldan dönmeye başladı. Birinci kolda Harry Potter, Twilight tipi filmlerle kuşağın nispeten daha genç üyelerine seslenilmeye çalışılırken bu kuşağın sinemayı biraz daha geç tanımış 20'li yaşlardaki üyelerine yönelik filmleri de yine genç yönetmenler kotarmaya başladı. Amerikan çizgiromanlarının da 90'lara göre yükselişe geçmesiyle birlikte hem klasik Spider Man gibi kahramanların filmleri çekildi hem de V for Vendetta'da olduğu gibi Alan Moore tarzında çizgi romanların önü açıldı. Watchmen, Sin City gibi çizgiroman uyarlamaları bu konuya eğilmeye meyilli yönetmenler tarafından, çizgiroman usulüne yakın bir tarzda çekildi. Aralarında en çok kabul gören de V for Vendetta oldu.
V for Vendetta, çizeri Alan Moore tarafından kabul görmeyen bir film. Çizgiromanın yaratıcısı, filmde adının yer almamasını sağlamaya varacak kadar çok kızmış yönetmen ve senarist ekibe. Çünkü ona göre kahramanı V, yeni nesil anarşistlere tıpkı Che'de olduğu gibi kapitalist sistemin sinsi yöntemlerinden biriyle yaklaşamayacak kadar özelmiş. V çıkartmalı bardaklar, tişörtler gibi unsurlara kucak açan bir film olduğunu düşünüyor yazar. Hakikaten de filmde anti-kahraman V'yi kahramana dönüştürürken, çabucak klişeye çevirebilecek bir yorum getirilmiş. V'nin kendisiyle başbaşa kaldığı ya da sadece Evey ile beraber olduğu sahnelerde nasıl sıradan bir yaşam sürdüğü, basit şeyleri yaşamaya meraklı olduğunu görüyoruz. Buna karşılık kalabalıklar içinde, V, sadece bir kahraman gibi yaşamaya çalışıyor. Bu çelişki ise V'den değil, diğerlerinin V'ye bakış tarzından kaynaklanıyor. Bu noktada V, günümüzün halk kahramanlarının bir izdüşümüne dönüşüyor.
Hikaye, 1984 misali bir totaliter rejimin yaşandığı fütüristik bir İngiltere'de geçiyor. John Hurt'ün canlandırdığı başbakan Adam Sutler'ın diktatörlüğündeki İngiltere'de halk rejimi kanıksamış ve bu baskı ortamına tam olarak uyum sağlamışken V, oyunu bozuyor ve tam 1 yıl sonra, İngiliz halk kahramanı Guy Fawkes'ın ölüm yıldönümünde parlemento binasını patlatacağını ilan ediyor. Film hakkındaki tartışmalar da zaten bununla başlıyor. V, geçmişte deneylerde kullanıldığı dönemin mi intikamını alıyor, yoksa İngiliz halkının çektiği acıların intikamı için mi savaşıyor tam kestirmek mümkün değil. Öte yandan, totaliter bir rejimi ortadan kaldırmak için parlementoyu ve başbakanı öldürmek çare midir sorusuna da net bir cevap veremiyor. Bilişsel çözülme yolunda V'nin "eğittiği" Evey, tıpkı V'nin kendisinde olduğu gibi bir deney hayvanı olarak kullanıldığında V ile özdeşleşen seyirci Evey ile özdeşleşemiyor. Bunun da sebebi Evey ile V arasındaki ilişkinin senaryo boşlukları gibi görünüyor. Çaykovski'nin 1812 Üvertürü eşliğindeki patlama sahneleri ve domino taşlarıyla paralel yaratılan meydanda toplanma sahnelerinde önemli bir görsel etki vedrebiliyor film. Bu da filmin arkasındaki Wachowski Kardeşlerin filme olan büyük etkilerini gözler önüne seriyor.
V for Vendetta, yönetmen James McTeigue'nin ilk filmi. Fakat bu film öncesinde McTeigue, Star Wars -2 gibi, The Matrix serisi gibi filmlerde asistan yönetmenlik yaparak önemli bir tecrübe kazanmıştı. Fakat yönetmenin daha sonraki çalışmaları V for Vendetta kadar büyük sükse yapamadı.
İlginç Bilgi: Bir başka totaliter rejim hikayesi olan 1984'te sistemin mağdurunu oynayan John Hurt bu filmde rejimin başındaki despot Adam Sutler'ı canlandırıyor.


2 yorum:
"Sistem eleştirisi" denince aklıma ilk gelen isim Ken Loach oluyor. Ancak onu bir tarafa koyarsak, neden bu ekonomik (kapitalizm,vs.), siyasi, vb. "sistem eleştirileri" filmleri İngiltere, ABD gibi ülkelerde yapılıyor. Gerçekten bir tepki mi var yoksa bu da kapitalizmin halkın gazını almaya dönük bir yöntemi mi? Ben şahsen 2.si olduğunu düşünüyorum. "V"nin de Che misali ticari bir metaya dönüştüğünü düşünürsek...
Sorunun bir cevabı da bu ülkelerde autor sineması dediğimiz akımın gelişkin olması ve bu akımın yönetmenlerinin çoğunun sistem karşıtı olması.
Yorum Gönder