14 Ocak 2012 Cumartesi

HAEVNEN/DAHA İYİ BİR DÜNYADA (2010)

Yönetmen: Susanne Bier
Oyuncular: Mikael Persbrandt, Trine Dyrholm
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Danimarka adına en iyi yabancı film Oscar ödülü
-Avrupa Film Ödülleri en iyi yönetmen ödülü
-Yabancı dilde en iyi film Altın Küre ödülü
IMDB Puanı: 7,7/10
Estar Abi Puanları:
-Morten Soborg (görüntü yönetimi): 9
-Susanne Bier: 7
-Trine Dyrholm: 8
Genel Puan: 7/10

Geçtiğimiz yılın yabancı dilde en iyi film ödülü Oscar adaylarından yalnızca Kynodontas/Köpek Dişi'ni izlemiştim. Kalan filmlerden en çok ses getirenlere de nihayet sıra verebildim. Ödülü kazanan Haevnen için sık sık bu ödülü almak için zayıf kalıyor yorumları yapılıyordu. Yorumlarda haklılık payı var. Ama bu Haevnen'ın ortalamanın üzerinde bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Şu ana kadar izlediğim 3 film arasında ödülü hak edenin hala Kynodontas olduğunu söyleyebilirim. Haevnen ise bir diğer aday Incendies/İçimdeki Yangın'ın da ardında kalıyor.

Danimarkalı yönetmen Susanne Bier, hikayesinde iki farklı sorunlu aile ve Afrika ülkelerinin makus talihi üzerinden şiddet mevhumunu ele alıyor. Biri, yakın zamanda annesini kanserden kaybetmiş olan ve bunun suçunu babasında arayan şiddete meyilli Christian, diğeri ise okulda İsveçli olması sebebiyle sevilmeyen ebeveyni boşanma sürecinde olan bir başka çocuk olan Elias'ın etrafındaki büyükler bu çocukların üzerine sinen şiddet duygusunu bir türlü göremiyor. Elias'ın babası, adı verilmeyen bir Afrika ülkesinde gönüllü doktorluk yapıyor ve karşılaştığı akılalmaz şiddet olaylarına rağmen yapıcı ve çözüme odaklı şiddet-sevmez bir insan olmaktan taviz vermiyor. Bahis üzerine hamile kadınların karnı deşilip bebeğin cinsiyetini öğrenen silahlı bir çete bile onun şiddete bakış açısını değiştiremiyor. Ama onun yaşadıkalrı çocuğunun üzerine sinebiliyor. Öte yandan annesinin özlemini dışarıya şiddet yoluyla yansıtan Christian boyunu aşan kavgaların ve büyük yıkımlara sebeiyet verecek olayların içine düşünmeden dalabiliyor.

Susanne Bier özellikle sebep-sonuç ilişkisini ters yüz ederek çekmiş bu filmi. Filmde cevabı alınamayan bir dolu soru var. Fakat bu cevapsızlık senaryo boşluğundan değil yönetmenin "tercih"inden kaynaklanıyor. Christian'ın babasının Londra'da ne iş yaptığı, Elias'ın babası Anton'un hangi ülkede çalıştığı, Anton ve karısının neden ayrılık kararı aldığı, laf anlamaz tamircinin finaldeki olaydan sonra nasıl bir tepki verdiği gibi birçok soruya cevap bulamıyoruz filmde. Bu yüzden de sadece belli bir alana odaklanıyoruz. Klasik sinema kurallarından birisi bu filmde de işliyor ve merkezi çevresizleştirerek odak noktasının sabitlendiğini görüyoruz. Bier, hikayesini ancak ve ancak kartpostal tadında Danimarka ve frika görüntüleriyle süslüyor. Bunu da dikkati dağıtmadan, sanki filmin dışındaymış gibi kotarıyor.

Bu filmde bütün karakterler "daha iyi bir dünya"yı yaratmaya çalışıyor ve her faciadan bir iyi sonuç çıkıyor. Çoğu zaman şiddetin kıyısından dönen kararlar sayesinde karakterler birbirlerine daha çok yaklaşıyor. Baba-oğul, karı-koca ve iki arkadaş arasındaki açmazlar ancak sağduyu sayesinde çözülebiliyor. Filmin orijinal adının anlamı olan intikam, yalnızca Afrikalılara yarıyor. Onların aldığı intikamın da sonuçları yukarıda bahsettiğim sebep-sonuç ilkesinin ters akışından dolayı bize anlatılmıyor.

Haevnen, kusursuz bir görüntü yönetimine sahip olduğu kadar sorunlu oyunculuklara sahip bir film. Elias'ın annesini canlandıran Trine Dyrholm ve çocuklar dışındaki tüm oyuncular sürekli aksıyor. Özellikle Anton rolündeki Mikael Persbrandt sürekli aynı bakış ve zorlama tepkilerle karakterine hiçbir şey katamıyor. Bir filmin en önemli sac ayaklarından birisinin oyunculuklar olduğu düşünülürse Haevnen daha baştan bu sorun yüzünden aldığı ödülleri hak etmeyen bir film olup çıkıyor.


İlginç Bilgi: Bu film aldığı Oscar ödülüyle geçen yıl Oscar bahis şirketlerine en çok kaybettiren film olmuş.  Film, Altın Küre almasına rağmen çoğu bahissever paralarını Biutiful ve Incendies'e yatırmış.

2 yorum:

Osman Turan dedi ki...

Bu film de dahil olmak üzere, V for Vendetta yazısına kadarki yazılarında konu ettiğin ve yazı içinde değindiğin filmlerden birçok filmi listeye aldım :)

Muhammed Tiryaki dedi ki...

İyi yapmışsın:)) Bu arada artık her izlediğim filmi burada yorumlamama kararı aldım. Daha önce de konuştuğumuzu yazar-okur etkileşiminin yok denecek kadar az olmasından dolayı. Sadece beğendiğim ya da beğenmesem de bir özelliği olan filmleri paylaşacağım.