Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular: Tom Hanks, Tom Sizemore
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Yönetmen, görüntü yönetmeni, kurgu, ses ve ses efekti dallarında 5 Oscar ödülü ve en iyi film dahil 6 dalda Oscar adaylığı
-Amerikan Sinema Editörleri en iyi kurgu ödülü (Michael Kahn)
-Eni iyi ses ve özel efekt dallarında BAFTA ödülü, film ve yönetmen dahil 8 adaylık
-Yönetmenler Birliği en iyi yönetmen ödülü
-En iyi film ve yönetmen dallarında Altın Küre ödülü ve 3 dalda adaylık
-Senaristler Birliği en iyi senaryo adayı
IMDB Puanı: 8,5/10
Estar Abi Puanları:
-Steven Spielberg: 9
-Tom Hanks: 7
-Janusz Kaminski (görüntü yönetmeni): 10
-Robert Rodat (senaryo): 7
-John Williams (müzik): 3
-Ses ve ses efekti ekibi: 10
-Makyaj departmanı: 9
Genel Puan: 8/10
Apocalypse Now/Kıyamet fanatikleri bana kızacak olsa da sinema tarihinin en iyi açılış sahnesinin bu filme ait olduğunu söylemeden edemem. Tuhaftır bu filmden pek hoşlanmayan kimseler aynı cümleyi kurar ve filmin genelini pek sevmediklerini ama açılış sahnesini muhteşem bulduklarını söylerler. Gerçekten de öyledir ve bu yazının da ilk paragrafının konusu olmayı hak eder. Mezarlıktaki intro sahneden sonra Tom Hanks'in titreyen elleriyle başlayıp yaklaşık 24 dakika sonra sona eren Omaha Sahili çıkarma sahnesi Spielberg'in nasıl bir yönetmen olduğunun en iyi kanıtlarındandır. Spielberg kalitesini örnekleyen bir sahne getirmemizi isteseler ben bu sahneyi seçerdim ve hem de Schindler's List/Schindler'in Listesi'ndeki gaz odası sahnesine hiç acımadan yapardım bunu. Açılış sahnesi savaş nedir, savaşa giden askerler neyle karşılaşır, bir adam kaybettiği saatini arar gibi vücudundan kopmuş kolunu nasıl sakince ararın cevabını içerir sahne ve Almanların, sahile çıkmaya çalışan müttefik askerlerine yaşattığı dehşetin yüzde yüzüne tanık oluveririz.
Geri kalanı? Açıkçası bana geri kalanı çok da bir şey vaadetmiyor. Bu filmi ikinci kez izleyişim ve çoğu Spielberg filmini 3'ten fazla kez izlediğim düşünülürse yönetmenin en popüler ikinci filmine yaklaşımımın soğuk olduğunu söyleyebilirim. Ama bunda filmin kendisi kadar cephe filmlerinden hoşlanmamam da bir sebeptir. Açıkçası baştan sona düşmanla çarpışılan, mermilerin ve bombaların durmaksızın havalarda uçuştuğu savaş filmlerinden ziyade The Guns of Navarone/Navarone'un Topları gibi yalnızca belli bir olaya odaklanan ya da Schindler's List gibi savaşın insani yönüne odaklanmış filmleri daha çok tercih ediyorum. Tabii bu Saving Private Ryan gibi bir filmi kalitesiz yapmıyor. Bir kere her şeyden önce alanında bir deha olarak gördüğüm Janusz Kaminski'nin emeği var ortada. Çalıştığı her filmde olduğu gibi yine muazzam bir iş koyuyor kendisi ortaya. Öte yandan özellikle son 1 saati için yapılan çalışması ne kadar zor olduğu daha izlerken bile belli olan kurgu çalışması için Michael Kahn'ın da övgü dolu cümleler ve ödülleri hak ettiğini görmek lazım.
Diğer yandan nedendir bilemem ama büyük bir müzik eksikliği var filmde. Spielberg'in kadrolu müzisyeni John Williams, çoğu sahnede müzik kullanmamış, kullandığı sahnelerde de sıradan bir marş havasından başka bir şey ortaya koyamamış. Schindler's List, Star Wars/Yıldız Savaşları ve elbette çok sevdiğim Indiana Jones serisindeki a kalite işlerinin yanında oldukça sönük kalmış burada.
Film, Spielberg'in herhalde en propagandist filmlerinden biri. Amerikan bayrağıyla başlayıp Amerikan bayrağıyla sona ermesi bana kalırsa son derece hatalı bir seçim. Evrensel olmaya çabalayan ve sürekli eleştirmek için can atılan bir yönetmenin bu denli yerel kalması tuhaf. Sadece Normandiya Çıkarması'nın tek başına Amerikan başarısı olarak göstermesi bile filmin değerini küçültüyor. Yahudi askerin ölümü, onu öldüren kişi, Amerikan askerinin korkudan yardıma gidememesi sahnesi de o dönemin Yahudi halkına batı dünyasının her şey olup bittikten ve en büyük felaketler yaşandıktan sonra gitmesini bir yansıması olarak başarılı bir sahne olsa da film, bu tip deha sahnlerine çok sık başvurmuyor.
Saving Private Ryan aynı zamanda 90'lu yılların en büyük Oscar sürprizinin de konusu olmuştu. Steven Spielberg, ikinci yönetmenlik Oscar'ını kazandı kazanmasına ama herkesin en iyi film ödülü açıklanırken yaşadığı şaşkınlık hala unutulmaz. O yıl törenden önce ve tören esnasında herkesin favori gördüğü film Saving Private Ryan'dı. Ödüllerin gidişatı da bunu gösteriyordu ama ödül Shakespeare in Love/Aşık Shakespeare filmine gidivermişti. Açıkçası son derece sıradan bir filmdi ve Saving Private Ryan karşısında yarışacak güçte bile değildi ama Akademi onu seçmişti işte. Amerikan bayrağıyla başlayıp yine o bayrakla biten bir filmin büyük ödüle ulaşamaması da herhalde en çok Oscar konusunda açık yakalamaya çalışan eleştirmenleri yıkmıştı.
İlginç Bilgi: Çıkarmadan sonra tepeye varabilen Amerikan askerlerinin öldürdüğü 3 düşman asker altyazısız bölümde "biz Alman değiliz Çekiz" demeye çalışıyormuş. Gerçekten de bu çıkarma esnasında Çekoslovakya'dan zorla asker getirilmiş ve bunlar Alman zannedilerek Müttefiklerce öldürülmüş.


5 yorum:
hitler'in politikalarından biri de işgal ettiği bölgelerin yerel halkını alman askeri haline getirmek. yalnız çekler değil, polonyalılar ve hatta türkler bile alman üniforması ile savaşmışlar.
Hitler sıradan bir aile babası olsaymış, tutumluluğundan dolayı kaydadeğer bir zenginliğe ulaşırmış herhalde. Adam bir asker bir askerdir diyerek böyle bir yola gidip kendi ordusunun bir kısmının hayatını kurtarmış.
Sunay Akın'dan dinlemiştim, ne kadar doğru bilmiyorum ama Hitler küçükken kilisede dini eğitim alan son derece masum biriymiş. Günün birinde sigara içerken yakalanınca da kovuluyor. Bu küçük olay olmasaydı,dünya bugün belki bambaşka olurdu (Kelebek Etkisi misali)...
Yine Hitler'den devam edersek, ben onun asıl örgütçülüğünü çok beğeniyorum. Küçük barlarda yaptığı konuşmalarla başladığı siyasi macerasının sonu malum. Onun insanları etkilemedeki başarısı ve kurduğu örgütçülük, örgütçülük modeli takdiri hak ediyor bence... Bir de Kavgam kitabını incelediğimizde kendisinin siyasi anlamda çok doğru sözleri var: "Eğer bir mecliste kararları 10 kişi (sayıyı net hatırlamıyorum ama bu şekilde küçük bir sayı olacak) alacaksa ve diğerleri de sadece el-kol kaldırarak onaylayacaksa, o zaman ne gerek var meclisi bilmem kaç yüz insanla doldurmaya..." gibi...
Buradan bir Der Untergang / Çöküş eleştirisine gidilir :)
Ayrıca Hitler'in çizimleri beğenilseydi (ki bence kalitelidir) kendisi bir ressam olacaktı ve bugün bilinmeyecekti bile.
Hitler'i sadece bir canavar, bir cani olarak ele alırsak çok şey kaçırırız zaten. Çoğu yazımda Hitler bir deliyken neden milyonlarca Alman'ı peşine takabildi sorusunun cevabını aramışımdır.
Hitler aslında akıllı/zeki bir adam ama kendisi tutkularının, inadının esiri olmuş ve tabii zekasını yanlış yerde değerlendirmiş...
Yorum Gönder