Yönetmen: Aşgar Ferhadi
Oyuncular: Peyman Maadi, Leyla Hatemi
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Yabancı dilde en iyi film Oscar ödülü ve en iyi senaryo adayı
-Yabancı dilde en iyi film Oscar ödülü ve en iyi senaryo adayı
-Berlin Uluslararası Film Festivali'nde Altın Ayı, aktör ve aktristler için verilen Gümüş Ayı da dahil 5 ödül
-İngiliz Bağımsız Film Ödülleri en iyi yabancı bağımsız film
-Altın Küre'de İran adına en iyi yabancı dilde film ödülü
-Los Angeles film eleştirmenlerince en iyi senaryo ödülü ve en iyi 2. yabancı film ödülü
-Los Angeles film eleştirmenlerince en iyi senaryo ödülü ve en iyi 2. yabancı film ödülü
-New York film eleştirmenleri en iyi yabancı film ödülü
-İngilizce çekilmemiş en iyi film BAFTA adaylığı
-İngilizce çekilmemiş en iyi film BAFTA adaylığı
IMDB Puanı: 8,6/10
Estar Abi Puanları:
-Tüm ana oyuncular: 10
-Aşgar Ferhadi (yönetmen-senarist): 8-9
Genel Puan: 9/10
Herhalde 2011 yılının flaş filmi hangisi şeklindeki bir soruya bu filmi göstererek cevap verebiliriz. Şimdiden en iyi yabancı film Oscar'ının sahibi olduğunu bile iddia edebiliriz. Avrupa'da ve diğer Batı ülkelerinde A Separation adıyla tanınan bu filmi ilk kez Altın Ayı aldığında duymuştuk. Geçen yıl bir Türk filmine (Bal) giden ödül bu yıl da bir İran filmine gitmiş ve Ortadoğu sineması Berlin'de altın bir dönem geçirmişti. Ödülden hemen sonra en önemli interaktif film sıralama anketi olan IMDB Top 250'de yükseliş göstermesi de filmi ABD nezdinde de tanıtan bir unsur oldu. Bu yıl hiçbir Hollywood filminin ve hiçbir Avrupa filminin yaratamadığı sükseyi tek başına yarattı Bir Ayrılık.
Sırada bir boşanma öyküsü anlatılan. Nadir ve Simin adında bir karı-kocadan, Simin'in İran'ın şartlarından hoşlanmadığı için yurtdışına gitme çabasına kocasından karşılık bulamaması sebebiyle ayrılması... Filmin adından da öykünün tamamen bu ayrılığı anlatacağını düşünüyoruz ilk başta. Zaten hemen açılış sahnesinde hakimin seyirci olduğu bir boşanma celsesinde buluyoruz kendimizi. Hem Simin hem de Nadir savlarını bir avukat aracılığı olmaksızın anlatıyor bize. Simin'in ülkesi hakkındaki endişesini de kaçıp gitme isteğini de haklı buluyoruz, Nadir'in hasta babasını geride bırakamayacağı için bu terk-i diyara onay vermemesini de haklı buluyoruz. Her iki taraftan birini tutamıyoruz şaşırtıcı bir şekilde. İşin en güzel tarafı ise bu tarafsızlığın sadece bu ayrılık için geçerli olduğunu zannediyoruz. Oysa öykü asıl sonrasında bize bu ikilemi tattırıyor. Bir orta sınıf ailesi olan Nadir ve Simin çifti ile alt sınıftan gelen Raziye ve Hocat'ın bambaşka bir davada karşı karşıya gelmeleri, işi iyice çetrefilli bir hale sokuyor. Nadir ve Raziye'nin sonu düşük yapmaya giden bir tartışması İran gibi bir ülkede bile sınıf çatışmasının boyutlarını gösteriyor bize. Bu çatışma bir davaya dönüştüğünde ise hakiminden tanığına taraflarından bu davadan etkilenen diğerlerine kadar herkes yapması gerekeni yapıyor. Davaya müdahil hiç kimseye kızamıyoruz, hiç kimseyi haklı göremiyoruz. Haksız gördüğümüz tek şey ise sınıf ayrışması oluyor ve kaderle birlikte toplumsal sistemin bu insanları bu çetrefilli olaya iteklediğine tanık oluyoruz.
Aşgar Ferhadi'nin başka hiçbir filmde bu denli rastlamadığım, tarafsızlık üzerinden özdeşleşme oyunu zaten Doğu sinemasında bir devrimken oyuncuların herbirinin muhteşem performansı filmi daha da lezizleştiriyor. Başta Peyman Maadi olmak üzere her oyuncu adeta hikayenin içinde yaşıyor. Stanislavski metodu uygulanmaksızın metodik bir oyunculuk gösterisi sunuluyor sanki. Hocat karakterinde Şahap Hüseyni'nin biraz abartıya kaçan dışavurumcu oyununu saymazsak A Separation ekibi adeta Hollywood oyuncularına ders veriyor. Hayatında ilk defa bir filmde oynayan Alzheimer hastası baba rolündeki Ali Aşgar Şahbazi'nin gerçek hayatta da Alzheimer olduğundan şüphe duyduracak sessiz sedasız oyunculuğu bile tek başına bir cevher.
Filmin iki anı var. Zirve anları bana göre... Birincisi Nadir'in babasını temizlerken ona sarılıp ağladığı sahne, diğeri ise Raziye'nin Nadir'in kendisine yönelttiği suçlamayı kabul etmeyip sürekli şehitler üzerine yemin ettiği sahne. İkisi de çok çarpıcı ve izleyeni tarumar eden anlar. Nadir, film boyunca karısı Simin de dahil olmak üzere herkese karşı çok güçlü bir görüntü sergilemeye uğraşırken, hiçbir şeyden haberi olmayan babasının kollarında kendi içine düştüğü duruma hıçkıra hıçkıra ağlarken aslında bir orta sınıf vatandaşın hayata tutunma çabasını simgeselleştiriyor. Raziye ise çaresizliğini dini değerlerini ortaya koyarak yok etmeye çalışıyor. Zaten film boyunca da onun her hareketini dininin gerekleri yönlendiriyor. Bütün olayı çözen de yine Raziye'nin din kurallarını çiğnemeye cesaret edememesi oluyor. Basit mantık süzgecinden geçirip hareket edebileceği konuları bile fetva hatlarına danışan Raziye'ye bile bu yaptığından dolayı kızamıyoruz. Raziye'nin içine doğduğu toplumun da aile şartlarının da eğitim durumunun da onu bu çıkışsızlığa ve dine sarılmaya ittiğini adımız gibi biliyoruz çünkü. Benim asıl merak ettiğim ise başta Amerikan izleyicisi olmak üzere Batılı seyircinin Raziye'yi nasıl tanımlayacağı.
Bir Ayrılık, yılın en iyi filmlerinden biri. Hepsini izlemedim ama son dönem İran filmlerinin de Şahmaran'ı gibi görünüyor. Oscar yarışında kalbimiz bu filmden yana. İngilizce çekilseydi büyük ödülü kazanamaması için hiçbir sebep kalmayacak Bir Ayrılık, vicdan, adalet, sınıf ve din gibi konularda düşünen bireyler için duruyor orada. Hemen almalı!
Not: Filmin adının İngilizce yazımı Jodaeiye Nader az Simin olarak geçtiği için siz Google'a başvururken bu şekilde yazabilirsiniz.
İlginç Bilgi: Bir Ayrılık, Peyman Maadi'nin ikinci filmi. İlk filmi de bir başka Aşgar Ferhadi yapımı olan Darbaraye Elly/Elly Hakkında. Filmi izlediğinizde Maadi'nin 40 yıllık aktör olduğunu düşünüyorsunuz. Öte yandan hiçbir yerde böyle bir yoruma rastlamadığım için şaşkınlık duyuyorum ama Simin karakterini canlandıran Leyla Hatemi'nin Ingrid Bergman'a çok benzediğini düşünüyorum.


3 yorum:
İran Sineması'nın kendine has bi yapısı var ve zaman zaman güzel filmler çıkıyor. Ha İran aynı zamanda da baskıcı bir ülke ve mollaların beğenmediği bir film bu ülkede yapılamaz, yayınlanamaz. Bu doğrultuda birçok isim var film çekmesi yasaklanan, sinema çalışmalarına katılması yasaklanan...
Filme gelince... Bu film ilk çıktığı andan beri okuduğum yazılar olumlu yönde ve filmi izleme isteği doğuruyor. Başroldeki kadının güzelliği de ayrı bir etken tabii... Bu filmin torrentini aradım ama düzgün bir torrentini bulamadım. Sen nasıl izledin acaba ve izlediğinin kalitesi neydi? (dvdrip, R5, dvdscr?)
Bu benim izlediğim ikinci İran filmi. İlki Kaplumbağalar da Uçar'dı ve hiç beğenmemiştim. Fakat Bir Ayrılık'ı mutlaka seyret, çok farklı ve çok güzel bir film.
Şu anda dışarıdayım eve gidince torrent adresini Facebook üzerinden gönderirim sana.
Kaplumbağalar da Uçar filmini ben de izledim ve öyle ahım-şahım bir film değildi, ben de çok beğenmemiştim... Ancak o film İran filminden çok Irak filmi, hatta Kürt filmi...
Yorum Gönder