23 Kasım 2011 Çarşamba

KEY LARGO/ÖLÜM GEMİSİ (1948)

Yönetmen: John Huston
Oyuncular: Humphrey Bogart, Lauren Bacall, Edward G. Robinson
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Claire Trevor'ın kazandığı en iyi yardımcı aktrist Oscar ödülü
-Yazarlar Birliği en iyi senaryo adayı
IMDB Puanı: 7,9/10
Estar Abi Puanları:
-Fred MacLean (set tasarımcısı): 8
-Humphrey Bogart: 7
-John Huston: 8
-Edward G. Robinson: 7
Genel Puan: 7/10

The Treasure of the Sierra Madre/Altın Hazineleri, The Maltese Falcon/Malta Şahini gibi filmlerin efsanevi yönetmeni John Huston'ın Humphrey Bogart'la çektiği filmler arasında başarılı bir yapım Key Largo. Bir tiyatro oyunundan uyarlanan film, Huston'ın iyi adam-kötü adam karşıtlığını dengeleyerek kurduğu kara film örneklerinden biri. Bu filmi diğer kara filmlerden ayıran şey ise iyi ile kötünün temel bir ayrımını yansıtabilmek. Oysa 40'lı yıllarda işlenen genel kara-film şablonunda iyi karakterin içinde yatan kötü ruhun ortaya çıkması da yer alır.

Key Largo benzerlerinin aksine bir, tek mekan yapımı. Florida'da birbirlerine uzun köprülerle bağlanan adalardan biri olan Key Largo'ya asker arkadaşının ailesini ziyaret etmek için giden bir asker eskisinin ailenin işlettiği pansiyonda kalan bir kaçak gangster çetesinin herkesi rehin alması üzerine yaşadığı gerilimi anlatıyor film. Bogart, hem rol arkadaşı hem de eşi Lauren Bacall'la birlikte rol alıyor filmde. Key Largo'nun baş gangsteri ise bu rolleri daha önce de canlandırmış olan, klasik dönemin en iyi 5 karakter oyuncusundan biri olarak gördüğüm Edward G. Robinson. Frank Capra'nın It's A Wonderful Life/Şahane Hayat ve You Can't Take it with You/Para Beraber Gitmez filmlerinde de yer bulan Lionel Barrymore da yine aynı listenin oyuncusu ve bu filmde de pansiyon sahibi, tekerlekli sandalyeye mahkum adamı canlandırıyor.

Edward G. Robinson'ın İtalyan gangster şefi Johnny Rocco tam da 30'lu yılların gangsterleri gibi. İtalya'dan yokluklar içinde gelmiş ve Amerika'da içki yasağı günlerini fırsat bilip büyümüş de büyümüş bir çetebaşı. Ama kendisinin ve diğer çete liderlerinin en büyük hatası olarak da yasak döneminde uzlaşının yerini çatışmanın almasını görüyor. Bu nedenle Amerika'ya ikinci kez girerken daha büyük bir Rocco hayali kuruyor. İşe yaramaz olduğu her hallerinden belli olan çete üyeleri ve düşmüş bir eski şarkıcıyla Key Largo'da kalan Rocco, canı tehlikeye girince eski Rocco olmaktan çekinmiyor. Asker eskisi McCloud'la girdiği tartışmalarda da bu büyüklük kompleksi perdenin her zerresini dolduruveriyor. Karakteri canlandıran da Robinson olunca ortaya dört başı mamur bir karakter çıkıyor.

Key Largo benzeri rehine filmlerinden farklı olarak sürekli yükselen bir gerilim içermiyor. Bunun yerine gerilimi filmin çeşitli anlarına eşit olarak dağıtmakla yetiniyor yönetmen. Altın Hazineleri'ndeki çöküşü, usul usul, seyirciye hissettirmeden ve seyirciyi de içine alarak inşa eden bir anlatım tarzına sahip bir yönetmen olarak aynı formülü kullanma fırsatını kaçırıyor. Max Steiner'in filme pek katkısı olmayan tema müzikleri de bahsi geçen gerilime katkı sağlamayınca filmin elinde koz olarak başarılı oyunculuklar kalıyor. Burada da kadronun kalitesi ön plana çıkıveriyor zaten. Bunu sinema diliyle değil de futbol diliyle anlatırsak, üç büyük takımdan birinin kötü oynamasına karşın kadro kalitesi sayesinde bir Anadolu takımını yenebilmesi gibi bir karşılığını bulabiliriz.

İlginç Bilgi: Filmde Bogart'ın karakteri McCloud bir yerde Little Ceasar adasını soruyor. Little Ceasar aynı zamanda bu filmde de oynayan Edward G. Robinson'ın dizi filmlerle meşhur ettiği bir gansgter lideri.

0 yorum: