Yönetmen: Jose Padilha
IMDB Puanı: 7,9/10
Estar Abi Puanı: 8/10
Yönetmen Jose Padilha ile Tropa de Elite/Özel Tim film serisi sayesinde, Rio de Janeiro'daki suç ve suçlu dünyasıyla da Cidade de Deus/Tanrı Kent sayesinde tanışmıştık ilk olarak. Hepsinden önce Padilha, Rio'nun nasıl bir kent olduğunu Onibus 174 belgeseli sayesinde anlatmış aslında.
Tarih 12 Haziran 2000. Rio de Janeiro'da 174 numaralı otobüsün yolcusu Sandro do Nascimento, bir grup yolcuyu rehin alır. Sebebi belli değildir. Polis otobüsün etrafını çevirir. Keskin nişancılarını yerleştirir ve süreç başlar. Sabahtan geceye kadar olan bu zorlu süreçte do Nascimento, birçok yolcuyu serbest bıraksa da birkaç kadın yolcuyu içeride tutar. Artık istediği şey otobüsten kurtulup kaçıp gitmektir. Günün sonunda Rio büyük bir trajediye sahne olur.
Belgeselin başına geçtiğimizde bir rehin alma olayını izleyip yolcuların nasıl kurtarılacağını göreceğimizi zannederiz. Ama Padilha bu 2,5 saatlik belgeselde bize yalnızca bunu sunmuyor. do Nascimento'nun geçmişini de didikliyor ve ortaya küçük yaşta gözleri önünde annesinin boğazı kesilen, sokaklarda büyüyen, baliye ve hırsızlığa bulanan ve sürekli bir "normalleşme" yolu arayan ama bir türlü tutturamayan do Nascimento ve onun üzerinden Rio'nun tüm sokak çocukları ve evsizlerinin trajedisini de izliyoruz. Özellikle silahsız ve savunmasız onlarca çocuğu katleden Brezila polisi ve büyüklerden oluşan çetelerin yarattığı dehşet, do Nascimento'nun yarattığı rehine krizini birdirbir oyunu kadar tehlikeli kılıyor. Padilha, Tropa de Elite serisinin ilkinde sokaktaki uyuşturucu çetelerine yoğunlaşmış ve Rio'nun kanayan yarası olarak göstermişti. 2. filmde ise bu çetelerin yanında Rio polisinin rüşvet ve derin devlet kurgusunda yarattığı sistemin Rio'nun daha büyük bir belası olduğunu da resmetmiş ve büyük olguyu tamamlamıştı. Padilha Onibus 174'te de aynısını yapıyor. Üstelik bu kez karşımızdaki bir kurgu değil, tamamiyle gerçek.
Sandro do Nascimento gibi suça bulaşmış sokak çocukları dünyanın bütün büyük şehirlerinde mevcut. Onlara sokak köpekleri gibi bakıyoruz. Karşımıza çıktığında kaldırım değiştiriyoruz ama öte yandan onların da bizden korktuğunu farketmiyoruz. Trafikte yolu kesip sürücülerin paralarını gasp eden çocuk ve evsizlerin varlığı ne kadar gerçekse onları suça iten sistemin de o kadar gerçek olduğunu göremiyoruz. Polisin, Sandro kadar tehlikeli bir varlık olduğunu da ancak filmin sonunda anlayabiliyoruz. İlginçtir, bu belgesel başlarda polise özdeşleşmemizi sağlarken finale doğru tamamen Sandro'nun tarafında buluyoruz kendimizi. Padilha, bizim bu seçimimizi doğrulayan adımları ise ancak son 15 dakikada atıyor. Onibus 174, gelir adaletsizliğin suçu getirdiği noktayı daha iyi algılamak isteyenler için mükemmel bir belgesel.


0 yorum:
Yorum Gönder