Yönetmen: Martin McDonagh
Oyuncular: Colin Farrell, Brendan Gleeson, Ralph Fiennes
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-En iyi senaryo dalında Oscar adaylığı
-En iyi senaryo dalında BAFTA ödülü ve en iyi İngiliz filmi dahil 3 adaylık
-En iyi senaryo dalında Edgar Allan Poe ödülü
-En iyi aktör (Colin Farrell) dalında Altın Küre ödülü ve en iyi film dahil 2 adaylık
IMDB Puanı: 8/10
Estar Abi Puanları:
-Martin McDonagh (yönetmen): 9
-Martin McDonagh (senaryo): 8
-Colin Farrell: 7
-Brendan Gleeson: 9
-Ralph Fiennes: 10
Genel Puan: 8/10
Gösterime girdiği yıl önce Amerika'da değil Avrupa'da ses getirmişti film. Oscar'da senaryo ödülüne çok yakındı. Sinema eleştirmenlerinin tamamından olumlu yorumlar almıştı ve IMDB Top 250'ye hala çıkmamacasına adım atmıştı. O gün bu gündür merak eder dururdum filmi. Ralph Fiennes'ın varlığına rağmen bu kadar ertelediğim filmi izlediğimde çarpıcı bir suç ve şehir filmiyle karşılaştım. Sinema tarihinde bazı filmler çekildiği şehirlerle anılır. Hatta Woody Allen, Manhattan ve diğer filmlerindeki New York düşkünlüğünden sonra Match Point/Maç Sayısı filmiyle beraber adeta her filmini bir şehre adamıştı ve bu projeden Londra, Barcelona ve Paris'e dair filmler çıktı. Martin Scorsese onulmaz bir New York aşığı olarak filmlerinde bu şehri canlı bir figür haline getirmişti. In Bruges de Belçika'nın Bruges kentinde geçmesinin dışında şehri başrole taşımış. Ama bu taşıma Yılmaz Erdoğan'ın Organize İşler'de yaptığı gibi şehri sürekli helikopter çekimleriyle izleyiciye göstermek kadar yavan değil tam tersine şehrin tarihini filme yedirmekle alakalı bir çalışma.
Bruges, Avrupa'da Orta Çağ'ı hem mimarisi hem de atmosferi bakımından hala taşıyan şehirlerden biri. Bu film sayesinde de şehrin kasvetli ve puslu bir havası olduğunu öğreniyoruz. Eh böyle bir kentte de romantik bir film değil bir suç filmi çekilebilirdi. Şehir, yönetmene atmosferi bizzat sağladıktan sonra filmi ancak teslim edebiliyor. Zaten bu yüzden de filmin ilk yarım saati izleyiciyi boğuk bir film seyrediyor olma fikri konusunda tereddüte sokuyor. Şehirle hikaye paralel olarak ilerledikçe film de açılıyor ve bir başyapıt olmaya doğru yelken açıyor. In Bruges, bir başyapıt olamıyor ama direkten dönüyor dersek de haksızlık etmemiş oluruz.
Filmde biri tecrübeli diğeri daha ilk işine çıkan iki tetikçinin hikayesi anlatılıyor. Yaptıkları ters giden bir işten sonra patronları bu ikiliyi Bruges kentine gönderiyor. Tetikçiler patronlarının bu kararını kendilerinin saklanmasına yoruyor. Ama işin rengi sonradan ortaya çıkıyor. Amerikan yaşam tarzı ve Amerikan sinemasını yerin dibine sokan bir yan anlatıma da sahip film. Özellikle cüce karakterin ağzından dökülen her cümle yönetmenin de bu ülke hakkındaki fikriyatını açık ediyor.
Filmin kimi açıkları da var. Ters giden iş sahnesinde kameranın yanlış yerde durması sonucu devamlılık hatası yaşanıyor. 50 metreden yere çakılan bir adam birkaç kelime de olsa konuşmaya devam edebiliyor. Yer yer çekimlerde kaymalar yaşanıyor. Ama tüm bunları McDonagh'ın ilk filmi olmasına verebiliyoruz. Film nedense bir komedi filmi olarak pazarlandı ama o gülmekten gözlerden yaş getiren karate diyalogu ve müze görevlisine dayak sahnesi haricinde bir komedi filmi olduğunu söyleyemeyiz. Ama In Bruges 50'lere özgü buram buram bir kara-mizahı da taşıyabiliyor. Filmin asıl derdi ise nedamet dolu karakterlerinin gözünden işlediği dram. Tam bir psikopat olan delifişek patron karakterinin bile onuru ve prensipleriyle çözülmesi gereken dramı mevcut. Yılların eskitemediği büyük aktör, IRA'nın General'i rolünden de hatırladığımız Brendan Gleeson ise Raplh Fiennes'la karşılıklı döktürdüğü sahnelerde dramını mükemmelen yansıtıyor perdeye. Hatta sırf o sahneler için bile bu film mutlaka izlenmeli.
Kısacası In Bruges, eksiklerine ve keşkelerine rağmen bu zamana kadar ertelediğime pişman olduğum bir film oldu. Türü sevenlerin, sivri dilli bir dramayı özleyenlerin kaçırmaması gereken etkileyici bir film. Ortalığı Amerika'yı ve dolayısıyla dünyayı kurtarmak için kendini paralayan süperkahramanların, vampirlerin, kurt adamların sardığı şu dönemde tam bir sığınılacak liman In Bruges. Yönetmeni Martin McDonagh'ı eksiklerini giderdiği yeni filmlerinde görmek için sabırsızlanıyorum.
İlginç Bilgi: Film, tıpkı Bruges gibi içinden nehir geçen bir başka kentte, Venedik'te geçen mükemmel psikolojik dram Don't Look Now/Karanlığın Gölgesi'ne de anlamlı bir selam gönderiyor.


0 yorum:
Yorum Gönder