12 Eylül 2011 Pazartesi

BEING THERE/BİR YERDE (1979)

Yönetmen: Hal Ashby
Oyuncular: Peter Sellers, Shirley MacLaine
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Oscar: Peter Sellers'a aktör ödülü adaylığı, Melvyn Douglas'a en iyi yardımcı aktör ödülü
-Jerzy Kosinski'ye en iyi senaryo BAFTA ödülü, en iyi film, aktör ve aktrist dallarında 3 adaylık
-Cannes Film Festivali Altın Palmiye adayı
-Peter Sellers ve Melvyn Douglas'a Altın Küre ödülü, en iyi film dahil 4 dalda adaylık
-Senaristler Birliği en iyi senaryo ödülü
IMDB Puanı: 8/10
Estar Abi Puanları:
-Peter Sellers: 9
-Jerzy Kosinski (senaryo): 8
-Hal Ashby: 7
-Shirley Maclaine: 7
Genel Puan: 7/10

Amerika Birleşik Devletleri başkanının uykularını kaçıran hatta varlığıyla ona cinsel sorunlar yaşatan, Illuminati üyesi, Yahudi multi-milyoner Benjamin Rand'ın son günlerinde en iyi arkadaşı, Rand'ın karısının yanında şehvet çığlıkları attığı platonik aşkı, Rus büyükelçisinin hayran kaldığı misafiri ve belki de Hz. Musa'nın 20. yüzyıl versiyonu... Tüm bu özelliklere sahip Chance, nasıl biri olmalı? Being There'e göre en fazla 7 yaşında bir çocuğun zekasına sahip, hayatı boyunca bahçesinden ve evinden hiç çıkmamış, televizyon seyretme meraklısı bir adam.

Amerika'nın en önemli adamlarını kendine hayran bıraktıran Chance'in tek yaptığı şey ise, doğal ve saf olması. Çocuk beyniyle karıştığı her işte onun bu yönünü bir türlü algılayamayan kodamanlar onun her söylediği basit şeyin altında bir deha arayınca Chance kısa zamanda ünü dünyaya yayılmış bir adam oluveriyor. Herkesi şaşırtan ve CIA ile FBI'ı bile birbirine düşüren ise kayıtlara hiç geçmemiş mazisi.

Peter Sellers, büyük yönetmen Blake Edwards ile yarım düzine The Pink Panther/Pembe Panter filmi çevirip akıllara sakarlar sakarı müffettiş Clouseau olarak yer edinmişti. Yine Edwards'ın çektiği The Party/Tatlı Budala'da da benzer bir rolde oynamış ve İngiliz mizahıyla kendisine özgü gagların birleşimi izleyicide öyle bir etki yaratmıştı ki Sellers, durgun bir komedide neler yapabileceğini hiç göstermemişti. Hal Ashby'nin filmi Being There, tam da Sellers'ın aradığı tipten bir roldü. Bıkmıştı Clouseau'dan ve Being There'deki Chance karakterinin ona saygın başarılar getireceğini düşünüyordu. Bu rolü alabilmek için romanın yazarı Jerzy Kosinski'ye telgraf bile göndermişti. Sonradan Kosinski'nin de belirteceği gibi Sellers, Chance karakterini yazarından bile daha iyi tanımıştı. En çok da onun çocuksuluğunu mükemmelen canlandırıyordu. Asansör sahneleri haricinde kahkahalarla gülünecek sahneler bulunmamasına rağmen güçlü bir komediydi film. Her şeyden önce Amerikan toplumu hakkında cesur bir taşlamaydı. Amerika Başkanı da dahil herkesin "şans/Chance" karşısında fazla şansı yoktu, Chance'in bakıcısının da dediği gibi tanrı ona bir beyin vermemişti ama buna rağmen bir anda dünyanın en ünlü insanı olabiliyordu.

Film, beklenen ilgiyi görmedi. Peter Sellers, hayalkırıklığına uğradı. Üstüne mutlaka alacağını düşündüğü Oscar ödülü de Dustin Hoffman'ın Kramer vs. Kramer/Kramer, Kramer'a Karşı'daki performansına verilince büyük bir fiyasko yaşadı. Zaten yaşamının son yılları bunalımlarla geçiyordu ve bu fiyaskodan birkaç ay sonra da kalp krizine yenildi ve hayatını kaybetti. Shirley MacLaine ise bu filmle perdede kaybettiği popülariteyi yeniden yakaladı ve Terms of Endearment/Sevgi Sözcükleri'ne giden yol açılmış oldu. Yılların sanatçısı Melvyn Douglas da çoğunluğunu yatakta geçirdiği performansından sonra hak ettiği bir Oscar kazanmış oldu.

Filmin en çarpıcı kısmı ise jenerikler akmadan önceki final anıydı. Gidişata göre sürpriz bir son kare bizi bekliyordu. Yoruma açık bir sonla Chance hakkındaki düşüncelerimizi baştan sona gözden geçiriyorduk. Daha sonra akan jeneriklerde ise Sellers'ın gülmekten bir türlü oynayamadığı bir sahnenin çekim hatalarına sıra gelmişti. Sellers'ı üzen durumlardan biri de buydu. Çünkü bu sahne, onun Clouseau'lu günlerini hatırlatıyor ve filmde yer alma amacını yaralıyordu.

Son günlerde izlediğim hemen her film sayesinde ve Shazam programının da yardımıyla bir şarkı keşfediyor ve o şarkının müptelası oluyorum. Bu filmde de Brezilyalı sanatçı Eumir Deodato'nun Strauss klasiği Also Sprach Zarathustra'sına getirdiği enfes funky yorumunu keşfettim. 10 dakikaya yakın süren şarkı, defalarca üstüste dinlenebilecek türde bir klasik. Şarkıyı buradan indirebilirsiniz.

İlginç Bilgi: Chance rolü ilk önce Sir Laurence Olivier'e önerilmiş ama o Shirley MacLaine'in mastürbasyon sahnesinin olduğu bir filmde oynayamayacağını belirtmiş.

0 yorum: