Yönetmen: Kinji Fukasaku
Oyuncular: Takeshi Kitano, Taro Yamomoto
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Japon Akademi Ödülleri'nde en iyi kurgu, en iyi yeni yıldız-Tatsuyo Fujiwara ve Aki Maeda, en popüler film ödülleri ve en iyi film dahil 6 adaylık
IMDB Puanı: 7,9/10
Estar Abi Puanları:
-Kinji Fukasaku: 4
-Takeshi Kitano: 6
Genel Puan: 4/10
Kediler ve Kitaplar blogunda yayınlanan En iyi 25 Distopik ve Post-Apokaliptik Film adlı harika derlemede rastladığım filmin konusu ilgimi çekmişti. Lord of the Flies/Sineklerin Tanrısı benzeri kaliteli bir film bekliyordum ama karşıma Arka Sıradakiler'in alternatif bir versiyonu çıktı.
Film, belirsiz bir zamanda geçiyor. Bu zaman diliminde Japon hükümeti, işsizlik ve gelecek kaygısından dolayı ümitsizliğe düşen ve şiddet eylemlerine bulaşan genç nüfusa bir ders vermek için Battle Royale kanununu çıkarıyor. Bu kanuna göre her sene bir lise sınıfı kurayla seçilip bir adaya gönderilecek ve orada bütün öğrencilere silah verilip birbirlerini öldürmesi istenecek. 3 günün sonunda sağ kalan son öğrenciye yaşama şansı tanınacak, eğer birden fazla öğrenci kalmışsa tamamı öldürülecek.
Aslında sağlam ve ilginç bir konuya sahip film. 70 yaşında bir öğretmenin kaleme aldığı aynı adlı romandan uyarlanmış. Mahir ellerde iyi bir sistem eleştirisi olabilirdi. Ama filmin tagline'ı tarzını ele veriyor. "En sevdiğin arkadaşını öldürebilir miydin?" sorusuyla yola çıkılınca film sistem eleştirisini bırakıp arkadaşlık ve aşk üzerine yoğunlaşıyor. Birbirini vuran her öğrencinin ölmeden önce "ama ben sana aşıktım" deyip durması da işin sinir bozuculuğunu arttırıyor. Filmi izlerken şiddet neleri doğurur, gençlerin ümitsizliğine sistemin ne katkısı vardır gibi soruları soramıyorsunuz ister istemez. Çünkü film sizi o noktalara kanalize etmiyor. Başından sonuna kadar acaba bu öğrenci nasıl ölecek, bu bunu vurabilecek mi gibi önemsiz ve yalnızca bir film süresini ilgilendiren sorulara yönleniyorsunuz.
Mantık hataları da cabası. Yukarıda da belirttiğim her ölenin ötekine olan aşkı, çiftlerin "oyun"un kurallarını sanki bilmiyorlarmış gibi hayatta kalma çabası filmden soğutuyor insanı. Tasma benzeri teknolojik bir alete, oyunu organize eden öğretmenin uzaktan kumandayla sinyal göndermesi sonucu adanın neresinde olursa olsun ölecek olan öğrenciler, hala oyunun içinde kalıp kurtulmaya çalışıyor. Oyunu bozmak isteyen birkaç genç ise ıssız bir adada bilgisayar bulabiliyor mesela. Doğada işlenmediği zaman hiçbir işe yaramayacak bazı elementleri arayan öğrenciler de tüy dikiyor mantıksızlığın üstüne. Filmin finali ise ayrı bir komedi. Vücuduna aldığı sayısız kurşuna rağmen ayağa kalkıp telefonla konuşup sonra pat diye ölen karakterler bile var.
Belki Japon filmlerine yönlenebilirim ve bu film de bir itenek görevi görür diyordum ama sonuç tam tersi oldu. Batoru Rowaiaru, konusu okunduğunda ilgi çeken ama içi boş bir film. IMDB'deki 7,9 puanı 60.000 oylayıcıdan nasıl toplamış bu film hala hayret ediyorum. Belki benim verdiğim 4 puan bile fazladır. Son olarak filmin muhteşem tek anı olduğundan bahsedeyim. O da bir önceki yarışı kazanan öğrencinin suratındaki sinir bozucu gülüş. Yaklaşık 10 saniye süren bu an hemen filmin başında olunca beklentiyi yükseltiyor.
İlginç Bilgi: Filmin sonunda öğretmenin çizdiği resimi bizzat öğretmeni canlandıran Takeshi Kitano çizmiş. Başarılı bir çizim olduğunu söylemeliyim.


0 yorum:
Yorum Gönder