Yönetmen: Xavier Koller
Oyuncular: Necmettin Çobanoğlu, Nur Sürer
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Yabancı dilde en iyi film Oscar ödülü
IMDB Puanı: 7,6/10
Estar Abi Puanları:
-Necmettin Çobanoğlu: 3
-Nur Sürer: 2
-Xavier Koller: 7
-Emin Sivas (aktör): 6
-Yaman Okay (aktör): 9
Genel Puan: 7/10
Yaşamakta olduğum Erzincan ilçesi Kemah'ta birkaç Alevi köyünün gençlerinin çoğu şu an İsviçre'de, kimisi legal kimisi de kaçak olarak yaşıyor. Hatta en çok vakit geçirdiğim insanların memleketi olan Mermerli köyü sakinleri İsviçre'nin Fribourg kentinde neredeyse koloni kurmuş durumda. Hal böyle olunca da son iki yıldır dinlemediğim İsviçre macerası kalmadı. Hatta bu filmin çekimi için orada bulunan Türkler'den de yardım parası toplandığını buradaki dostlarımdan öğrendim. Anladığım kadarıyla ilk zamanlar, ucuz işgücü olduğundan İsviçre'nin de çıkarına uyan ve ses çıkarmadığı işçiler çoğaldıkça sorun olmuş durumda. Giden, oranın kültürüne uyum sağlamak yerine köyünden götürdüğü kültürü yaşamaya çalışınca işin sosyal anlamda da suyu çıkmış. Gerçi bu, iç göçte de aynı ama dış göç bu kültür transferini daha zor kaldırır.
Dönemin baskıcı ortamında genelde alevilerin göç etmek durumunda kaldığı İsviçre, en çok Kahramanmaraş alevilerinin uğrak yeri olmuş.1980'li yıllarda Maraş'ın bir köyünden kalkıp İsviçre'ye giden ve "şebeke"nin attığı kazık yüzünden yolunu kaybeden ve Alp dağlarında çocuğu donan bir Maraşlı ailenin hikayesini duyan Xavier Koller'in, Uçurtmayı Vurmasınlar'ın da yazarı olan Feride Çiçekoğlu'yla beraber kotardığı Umuda Yolculuk bu ailenin hikayesini anlatıyor. Göç sorununa İsviçre'de yaşayan Türkler'den ziyade Türkiye'den gelen kaçakların yolda başına gelenler üzerinden bakış atan Koller, sinematografik olarak hikayeyi doğru açılardan ele alsa Türk ekibi ve oyuncularının başarısızlığı filme gölge düşürüyor.
Umuda Yolculuk, Türk sinemasının 80'li yıllardaki en önemli oyuncularını biraraya toplamış. Necmettin Çobanoğlu, Maraş'tan yola çıkan aile babasını canlandırıyor. Ama ne canlandırma. Bunca yıldır hep takdirle izlediğim Çobanoğlu, konuşmadığı anlarda, bakışlarıyla, duruşuyla rolüne inandırıcılık ve derinlik katarken konuştuğu anda her şeyi batırıyor. Amatör bir tiyatro tutkunundan farkı kalmıyor bu bölümlerde. Hele de son sahnede konsantrasyon kaybını artık hiç gizleyemiyor. Biz film boyunca Haydar'ı değil Çobanoğlu'nu izlediğimizin farkında olarak seyretmek zorunda kalıyoruz filmi.
Nur Sürer, Çobanoğlu'ndan da kötü oynuyor. Aslında her iki oyuncunun da rolüne girebilmeleri açısından bir sıkıntı yok. Ama konuşmaya başladıklarında büyük bir tuhaflık çıkıyor ortaya. Zira Maraş'ın dağ köyünde 5 çocuk annesi Meryem'in pürüssüz İstanbul Türkçesi konuştuğuna şahit oluyoruz Sürer sayesinde. Nur Sürer ne ilginçtir ki tüm filmlerinde bu hatayı yapıyor ve kendisinden daha az iyi oyuncu olan Müjde Ar'ın Kibar Feyzo'daki performansından bile aşağıda kalıyor.
Filmin inandırıcılık sorunlarından biri de reji ekibinin Türkiye konusundaki eksik gözlemleri. Feride Çiçekoğlu da dahil olmak üzere kimse yönetmen Köller'e Türklerin "lanet olsun" lafını pek kullanmadığını hatta kırsal kesim insanının hiç kullanmadığını belirtmemiş mesela. Bu cümleyi karakteri aracılığıyla sık sık kullanan Necmettin Çobanoğlu bile rejiyi bu konuda uyarmamış. Aynı şekilde giyim kuşam olarak da kötü bir gözleme sahip film.
Filmde oyunculuklar arasında zirveye çıkan iki isim var. Biri yer aldığı her projede muhteşem oynayan Yaman Okay. Diğeri de nedense hep saf dindar rollerine giren Yaşar Güner.
Filmden akılda kalan bir başka ilginç nokta da İstanbul'a yapılan yolculukta sürekli aileyi süzen Erdinç Akbaş'ın yarattığı şüphenin bir anda kaybolması ve Erdinç'in sonradan iyi adam çıkması. Madem bu karakter iyi adam çıkacaktı neden ilk göründüğünde bir gerilim unsuru olarak kullanıldı anlamadım.
Sürekli sorulan bir soru vardır. Bir Türk filmi neden Oscar alamıyor diye. Aslında yanlış bir soru bu. Zira bu film her ne kadar İsviçre adına yarışsa da yönetmeni ve İsviçre-İtalya sahnelerindeki çekim ekibi dışında yüzde yüz bir Türk filmi. Birkaç önemsiz karakter dışında her karakter Türk oyuncular tarafından canlandırılıyor. Bu yüzden rahatlıkla Oscar kazanmış tek Türk filmi olarak değerlendirebiliriz Umuda Yolculuk'u. Umuda Yolculuk, o yıl İtalya, Almanya, Fransa gibi üç önemli ülkenin temsilcisini ve Çin filmini geride bırakarak en iyi yabancı dilde film ödülünü kazanmıştı.
Aşağıdaki videoda filmin giriş sahnesini izleyebilirsiniz.
İlginç Bilgi: Filmin finali, uyarlandığı olaydan farklı. Gerçekte Haydar'ı sınırdışı edip Türkiye'ye gönderiyorlar. Bazı kaynaklar, Haydar'ın 5 yıl sonra yeniden İsviçre'ye göç edip orada yaşayama başladığını yazıyor.

0 yorum:
Yorum Gönder