31 Ağustos 2011 Çarşamba

PRIMAL FEAR/İLK KORKU (1996)

Yönetmen: Gregory Hoblit
Oyuncular: Richard Gere, Edward Norton, Laura Linney
Başlıca ödül ve adaylıklar:
-Edward Norton'a en iyi yardımcı oyuncu dalında Oscar, Academy of SFFH, BAFTA, Chicago Film Eleştirmenleri adaylıkları
-Edward Norton'a en iyi yardımcı oyuncu dalında Altın Küre, Boston F.E, Florida F.E, Kansas F.E, Los Angeles F.E, Texas F.E, Güneydoğu F.E, ödülleri
IMDB Puanı: 7,7/10
Estar Abi Puanları:
-Edward Norton: 10
-Richard Gere: 7
-Laura Linney: 9
Genel Puan: 9/10

Daha önce başka yazılarda da yazmıştım. Büyük çoğunluğu mahkemede geçen filmler benim zayıf noktamdır. O tip filmler arasında beğenmediğim neredeyse yoktur. Primal Fear'ın da böyle bir film olduğunu öğrenince hemen edindim ve bu kez sadece mahkeme filmi olması dolayısıyla değil, Edward Norton'un mükemmel performası sayesinde de çok beğendiğim bir film izlemiş oldum.

Konu itibariyle The Devil's Advocate/Şeytanın Avukatı filmindeki Keanu Reeves'ın canlandırdığı avukat gibi her şeyi ben bilirim havalarında gezen Richard Gere'ın çok zor bir davayı alması anlatılıyor. Edward Norton'un canlandırdığı Aaron karakterinin çok önemli bir başpiskoposu öldürdüğü şüphesiyle tutuklanmasından sonra başlayan mahkeme süreci mütjhiş sürprizlere gebe.

Filmin sonunu, açıklanmadan birkaç dakika önce tahmin ettiğimden o şok edici finalin etkisini bir izleyici olarak alamadım. Ama Norton ve Gere'ın karşılıklı gözleriyle oynadığı o final sahnesinin bir sanatsever olarak değerini teslim etmeliyim. Gerçekten de sinema tarihinin en iyi finallerinden birini yaşadık. Aslında bütün film, izleyiciyi finale adım adım götüren, ipuçlarını hemen vermeyen bir kurguya sahip. Bu açıdan filmin yalnızca finali başarılı demek çok zor. Film tümevarım yöntemiyle izleyiciyi eline almasını iyi bilen bir ekip tarafından çekilmiş. Bu film üzerine ne yazarsak yazalım spoiler olma endişesiyle dolu olacak. O yüzden anlatılmaz izlenir tadındaki bu filmi yalnızca tavsiye etmekle yetinelim. Bir de Laura Linney'nin en güzel olduğu filmin Primal Fear olduğunu da notlarımıza alalım.

Bu filmin bana bir başka getirisi de muhteşem Dulce Pontes'in Cançao do Mar şarkısı oldu. Cep telefonumdaki Shazam programı ilk defa işe yaradı ve başladığı anda beni çok etkileyen bu şarkının adını bu program sayesinde öğrendim. Şimdi artık film izlerken cep telefonumu yanımdan ayırmıyorum ki ne olduğunu bilmediğim şarkıların adını hemen bulayım. Bu yazıda video kullanmak yerine şarkıyı size armağan etmeyi tercih edeceğim bu yüzden. Bu muhteşem fado örneğini buradan indirebilirsiniz.

İlginç Bilgi: Edward Norton'un gördüğüm en iyi performansı bu filmdekiydi. Ne ilginçtir ki Primal Fear, Norton'un ilk filmiydi ve Matt Damon'ın da dahil olduğu 2000 adayın arasından seçilmiş.

5 yorum:

McKahveci dedi ki...

Dün akşamki tavsiyeniz üzerine izledim, gerçekten çok iyiydi. Finalin öyle olacağını hiç tahmin etmedim, çok şaşırtıcı oldu benim için.

Edward Norton en sevdiğim aktörlerdendir; ilk filmi olmasına rağmen çok iyi bir iş ortaya koymuş.

Şimdi The Client'ı bekliyoruz :)

Muhammed Tiryaki dedi ki...

İzlediğine değdi değil mi? The Client'ın tanıtım yazısı da sanki bu filmi anlatıyormuş gibi farketmişsindir. Evet kesinlikle o filmi de dört gözle bekliyoruz. Bakalım bir Primal Fear mı var ortada. Bu arada CHugyeogja'nın orijinal DVD'sine rastladım ve hemen aldım:))

Cançao do Mar'ı da dinlemişsindir.

Ayrıca sizli hitap şekline hiç gerek yok dostum, burada hepimiz arkadaşız, samimiyiz:))

McKahveci dedi ki...

İzlediğime değdi gerçekten. Bu tarz filmler (başarılı da olunca) cezbedici oluyor. Böyle bir gizem, merak içine çekiyor insanı. Birşeyler tahmin ediyorsun ama yemiyor :) Tutturamayınca daha da merak ediyor insan.

The Client'ın konusu da benzerlikler gösteriyor. Nasıl etkiler bizi bilmiyorum ama izlerken karşılaştırma yapacağız büyük ihtimalle. iyi oyuncular var, gişede iyi bir başarı yakaladı, beklentilerimizi üst seviyelere taşıdı.

Cançao do Mar'ı da ilk kez dinlemiş oldum; hüzün dolu, çok güzel bir fado. Müziği sanki tanıdık geliyor ama çıkaramadım.

McKahveci dedi ki...

Bu arada Chugyeogja'da listemde ama fırsat bulup bir türlü izleyemedim. Nasip diyelim :)

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Chugyeogja'yı en öne al derim ben. İzlediğim en iyi G. Kore filmi.