9 Ağustos 2011 Salı

ALIENS/YARATIKLAR - YARATIĞIN DÖNÜŞÜ (1986)

Yönetmen: James Cameron
Oyuncular: Sigourney Weaver, Michael Biehn
Önemli ödül ve adaylıklar:
-Özel efekt ve ses kurgusu dallarında 2 Oscar ve 5 adaylık
-En iyi film, yönetmen ve aktrist de dahil 8 dalda Bilmikurgu... Akademisi ödülü ve 3 adaylık
-Özel efekt dalında BAFTA ödülü
-Sigourney Weaver'in Altın Küre adaylığı
IMDB Puanı: 8,5/10
Estar Abi Puanları:
-James Cameron: 9
-Sigourney Weaver: 8
-Stan Winston (özel efekt): 10
Genel Puan: 8/10

Aliens vs. Predator serisini saymazsak Alien bir quadroloji. Bu dörtlemenin üçüncü filmi hariç tamamını izledim ve şunu söyleyebilirim ki Aliens açık ara en iyisi. Ridley Scott'ın ilk Alien/Yaratık'ı hepsinden çok beğenildi ama bunda bir ilk film olma avantajının yeri büyük.

İki Alien arasındaki tek fark 7 yıl değil. İlk Alien, daha çok gerilim ve korku türüne yaslanan bir bilimkurguydu. Aliens ise James Cameron'ın kendine özgü aksiyon anlayışının üzerine inşa edilmiş bir bilimkurgu. İlk Terminator filminde de beraber çalıştığı Michael Biehn ve Bill Paxton gibi aksiyon filmlerine alışkın oyuncularla ve elbette Sigourney Weaver'ın büyük katkısıyla tempolu bir macera filmi Aliens. Mükemmelen canlandırdığı androidle Lance Henriksen'i de unutmayalım. Bilimkurgu ise işin sosu olmuş durumda. Üstelik filmde bol miktarda komedi unsuru da var ki bunların çoğu diyaloglarla oluşturulmuş.

Klasik James Cameron tarzı, içerdiği rahatsız edici dozda olmayan muhafazakarlığıyla Aliens'a da sinmiş durumda. Şirketin adamının yaratıklardan bir silah projesi ortaya çıkarma gayretleri, tarafsız düşünüldüğünde gayet pozitif duruyor. Ama klasik Hollywood'da 50'lerde filizlenene doğanın dengesine dokunma anlayışı, sinemacıların protestan bakış açısıyla harmanlanınca, ortaya Aliens gibi filmler çıkıyor. Amerika'nın en eğitimli komandolarını bile birkaç dakikada telef eden yaratıklar, doğada değiştirilmeye ve yok edilmeye çalışılan değerlere ve nesnelere tekabül ediyor. Yaratığın dişi olması da onu doğa anayla özdeş kılıyor. Üstelik bu kez ilk filmin üstüne konularak yaratığa bir anaçlık hissi de verilmiş. Weaver'ın Ripley karakteriyle koşut bir anaçlık. Zira Ripley'nin de gözü gibi baktığı çocuk karakterin filmin sonunda kendisine anne demesi, yaratığın kendi tohumlarıyla ilişkisinin haklılığına güzel bir gönderme. Yine de bir Hollywood filmi olarak yaratığın yenilmesi gerekiyor ama Cameron gibi üst düzey yönetmenler bu malubiyeti, uzun ve meşakkatli bir savaşın, üstelik epey kurban verilmiş bir savaşın sonunda sunuyor izleyiciye.

James Cameron, gelmiş geçmiş en yetenekli efekt ve makyaj uzmanı Stan Winston'la beraber çalışmanın meyvelerini de almış. İlk filmde tek ve çoğu zaman ortaya çıkmayan bir yaratık figürü varken, Winston, yaratık formlarını çeşitlendirmiş. Ana yaratık ilk filmdekine uygun çizgilere bağlı kalarak yeniden tasarlanmış. Winston sırf bunun için filmin sonlarına doğru koza odasında geçen sahnede asistan yönetmenlik bile yapmış. James Cameron'la Stan Winston'ın modelleme konusundaki özel yetenekleri biraraya gelince ortaya 80'li yılların mekanik teknolojisiyle harmanlanan deha ürünü objeler çıkmış. Filmdeki yükleyici araç da o günün teknolojisinde var olmayan bir makina. James Cameron'ın ilk Terminator'ü çekerken aklına düşen bu araç, Aliens'a kısmet olmuş. Yükleyicinin maket modellerden yapıldığında gerçekliğine zarar verileceğini bilen Stan Winston da bu makinayı baştan yapmak için çizimlerin başına geçmiş. Kısacası Aliens teknik açıdan çok önemli bir gayretin ürünü olmuş.

Film, başta da belirttiğim gibi korku ve gerilime ilk filmdekine nazaran daha az zaman ayırıyor. Ama kısa anlarda seyircinin dikkatini neye vereceğini bilen Cameron gerilim motiflerini kullanmayı da ihmal etmiyor. Örneğin finalde, uzaya açılan kapı kapanırken Ripley ayağını bir türlü çekmez, ancak son saniyede ayağını çeker. Filmde bunun gibi minik gerilim anları mevcut. James Cameron'ın kendine özgü yönetmenlik anlayışından kimi parçalar çekim anlarına da sıçramış. Örneğin ekibin birbirleriyle tanıştığı toplantı sahnesi oyuncuların birbirine uyumunu yakalayabilmek için en son çekilmiş. Benim izlediğim Director's Cut özel versiyonunda yer alan ekstra sahneler de mutlaka görülmeli. Tüm bunların sonucunda Aliens anlatımından, çekimine, tekniğinden temposuna bir klasik ve unutulmayacak bir bilimkurgu örneği olduğunu söyleyebilirim.

İlginç Bilgi: Filmde Sigourney Weaver'in gerçek hayattaki annesi, Ripley'in kızını canlandırıyor. Bir fotoğraf karesiyle de olsa.

0 yorum: