27 Mayıs 2011 Cuma

THE LODGER: A STORY OF THE LONDON FOG/KİRACI (1927)

Yönetmen: Alfred Hitchcock
Oyuncular: Ivor Novello, June
Başlıca ödül ve adaylıklar: Yok
IMDB Puanı: 7,4/10
Estar Abi Puanları:
-Alfred Hitchcock: 8
-Ivor Novello: 7
-Ashley Irwin (1999'da eklenen müziklerin bestecisi): 7
Genel Puan: 7/10

Büyük usta Alfred Hitchcock'un Amerika dönemi (1940-1976) filmlerinin tamamını izleyip İngiltere dönemi filmlerine nihayet geçiş yapabildim. Daha evvel izlediğim 3 filmden sonra ilk sırayı en çok ses getiren yapımlarından biri olan Kiracı'ya verdim. Kiracı, İngiltere'nin meşhur fobisi Karındeşen Jack'i andıran katiliyle Hitchcock'un resmiyette üçüncü ama kendi tarzında ilk filmi. Bir anlamda Kiracı'yı başlangıç olarak da ele alabiliriz aslında.

Kiracı, açık bir şekilde sanatçının Amerika'da iyide iyiye ustalaşacağı kendi tarzını yaratacağının sinyallerini güçlü bir şekilde veriyor. Her şeyden önce o sihirli "suspence" anlayışı baştan sona hakim bu filmde. Katil kim hikayelerini sevmeyen ve filmlerinde pek az bu soruya yer veren Hitchcock, bu filmde tek şüpheliyi "acaba katil mi?" sorusuyla beraber seyirciye tanıtıyor. Salı günleri, altın sarısı saçlı kızları öldüren ve kendini The Avenger olarak tanıtan yüzü atkıyla örtülü katil İngiltere sokaklarına dehşet saçarken, bir pansiyona, katilin tarzında giyinmiş, altın sarısı saçlı kadın resimlerinden hoşlanmayan bir adam taşınıyor. Hitchcock bütün film boyunca izleyicinin özdeşleşme algısıyla oynuyor. Bir "korkak hikaye"* anlatır gibi görünse de ince ipuçlarıyla aslında finale giden yolu izleyiciye yer yer açık ediyor. Finali açıklanmadan çözen bir izleyici olarak yine de son kareye kadar gizemli ve heyecanlı bir film olarak kalıyor.

Kiracı'nın çekim tarihine ve Hitchcock'un henüz 5 yıllık sinema tecrübesine rağmen her karesinde büyük yönetmenin sonraki filmlerindeki ustalığına giden yol hissediliyor. İlk kez bir filmde üst katta bulunan karakterin ne yaptığını göstermek için tavanın şeffaflaştığını bu filmde görüyoruz örneğin. Yukarıdaki afişte de görüldüğü gibi kiracının yüzüne inen pencere demirinin gölgesinin haç biçiminde yansıması da bize karakterin kimliği hakkında ipucu veriyor. Notorious/Aşktan da Üstün'ün meşhur, tavandan ele inen kamera tercihinin bir benzeri kiracının merdivenleri indiği bir sahnede de kullanılıyor. Polisin katilin kimliğini çözmek için düşüncelere daldığı bank sahnesinde bir ayakkabı izinin üzerine bindirilen sahnelerle ilginç bir flashback anlayışı da var karşımızda. Kısacası film, her yerinden Hitch Amca'nın kendine has tekniklerinin aktığı bir yapıt. Bence sessiz sinema döneminde değil de 1940'larda çekilseydi, bugün Psycho/Sapık ya da Rear Window/Arka Pencere gibi bir başyapıt ilan edilebilirdi.

*: Korkak Hikaye: Benim adlandırdığım bir terim. Daha önce de Perfect Stranger/Kusursuz Yabancı filmi ile ilgili yazdığım eleştiride bu terimi kullanmıştım. Korkak hikaye, katili/suçluyu bulabilmemiz için en önemli kanıtın katilin kimliği açıklandıktan sonra verilmesidir. Murder by Death/22 Numarada Cinayet filminde bu durumun mükemmel bir parodisini izleyebilirsiniz.

İlginç Bilgi: Filmde gazete bürosunda bir karakteri canlandıracak figüran sete gecikince Hitchcock, oyuncunun yerine geçip filmde bir-iki saniye gözükmüş. Bu sahne benim 12 dakika kısaltılmış izlediğim versiyonda maalesef yoktu ama Hitchcock cameolarının, yani filmde kısa bir an görünme alışkanlığının başlangıcı olduğunu söyleyebilirim.

0 yorum: