1 Mayıs 2011 Pazar

4 LUNI, 3 SAPTAMANI SI 2 ZILE/4 AY, 3 HAFTA 2 GÜN (2007)

Yönetmen: Cristian Mungiu
Oyuncular: Anamaria Marinca, Laura Vasiliu
Önemli Ödül ve adaylıklar:
-Cannes Altın Palmiye
-Avrupa Film Ödülü, Avrupa Yönetmen Ödülü
-Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre Adayı
-En İyi Avrupa Filmi Goya Ödülü
-Toplam: 23 Ödül
IMDB Puanı: 7,9/10
Estar Abi Puanları:
-Cristian Mungiu : yönetmen 8, senarist: 6
-Anamaria Marinca (aktrist): 7
-Vlad Ivanov (aktör): 10
-Dana Bunescu (kurgu): 3
Genel Puan: 4/10

Son dönemde (2000'den sonra) çekilmiş Avrupa filmleri eğer Alman filmi değilse beni pek de çekmez ama 4 Ay, 3 Hafta 2 Gün'ün neredeyse her yerde övgüyle bahsedilmesi ve filmin Cannes zaferi beni bu filmi izlemeye itti diyebilirim. Nicolai Çavuşesku'nun Romanya Komünist Partisi hükümeti döneminde tam bir diktatöryayla yönettiği Romanya'nın o dönemki dinamikleriyle hesaplaşma filmi olması da izlenmesi için bir başka yeter sebepti. Kaldı ki Almanya'dan Das Leben der Anderen/Başkalarının Hayatı, bizden Eve Dönüş gibi "hesaplaşma" filmleri de zaten en çok bu yönden çekici olmuştu izlemeden evvel.

4 Ay, 3 Hafta 2 gün, Çavuşesku'nun kürtajı yasaklaması ve bu yola giden anne adaylarına büyük cezalar vermesi yüzünden Romanya'da 10.000'lerce istenmeyen çocuğun doğması ve diktatörün sonunu da bu bebeklerin getirmesi üzerine çekilen bir film. Filmde Çavuşesku'nun görünmemesi bir yana adı bile anılmıyor ama dönemin koşulları olağanüstü derecede sezdiriliyor. 2000'lere değin hep karanlık kalmış olan Demir Perde'nin Soğuk Savaş ve sonrasındaki dönemi sinemaya henüz yeni yeni aktarılıyor. Romanya varoşlarının o dönemki hali de bu filmle tüm dünyaya servis ediliyor.

Anamaria Marinca'nın ve diğer oyuncuların rol yapmaktan ziyade oynamasıyla gerçekçiliği çizilen filmin hikayesi de sürekli bir gerilim içeriyor. Son ana kadar her an bir şeyler olabileceği hissi seyirciyi diken üzerinde tutuyor. Yönetmen en büyük koz olarak bunu kullanıyor. Yer yer anlatım da sıkıcılaşıyor. Son derece gereksiz yere uzatılmış yemek sahnesi ve Vlad Ivanov'un kendisine hayran bıraktıran oyunculuğu sayesinde güme gitmekten kurtulan pazarlık sahneleri filmde kilit sahneler olarak göze çarpıyor. Uzun diyalogların, sabit kamerayla gösterildiği filmin kurgusunda neredeyse hiç kaydırma yöntemine başvurulmuyor. Focus seçimi, sürekli konu akarken aklı başka bir yerde olan oyuncuya yönelik. Yemek sahnesinde Otilia ve pazarlık sahnesinde Gabita bunun örnekleri.

4 Ay, 3 Hafta 2 Gün beni pek tavlayamasa da Cannes galibi filmleri ve dönem filmlerini sevenler için cazip.

Dikkate değer Ekşi Sözlük entrysi: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=11246497

İlginç Bilgi: Filmin adı için önce Altın Çağ'dan Hikayeler düşünülmüş, hatta bir üçleme olacakmış ama sonradan vazgeçilmiş.

7 yorum:

Osman Turan dedi ki...

Bu film bence özelde Romanya, genelde de Avrupa sinemasının yüz akı filmlerinden biri. Türü sevmeyenler biraz sıkıcı bulabilir (fazla aksiyon yok) ama benim gibi Nuri Bilge Ceylan, Demirkubuz, Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu türü yönetmenleri ve filmlerini seviyorsanız bu filmi mutlaka seversiniz...

Filmde özellikle başroldeki Anamaria Marinca iyi bir performans sergiliyor.

Ben de naçizane kendi blogumda bu filmle ilgili yorumumu yayınlamıştım: http://kulturalani.blogspot.com/2011/07/4-luni-3-saptamani-si-2-zile-4-months-3.html

Muhammed Tiryaki dedi ki...

"Beğendiğim ama sevmediğim filmler" diye bir liste yapma ihtiyacım var son günlerde. Bu film o listeye ilk 20'de girer sanırım. Eleştirinizi okuyacağım.

Osman Turan dedi ki...

beğendiğim ama sevmediğim... ilginç bir ifade olmuş :)

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Vardır mutlaka sizin de böyle filmleriniz. Mesela sıradaki yazımın konusu olan Fa Yeung Nin Wa da benim beğendiğim ama sevmediğim filmler kategorisine girdi.

Bir de sevdiğim ama beğenmediğim filmler var. İlk aklıma gelen Ertem Eğilmez'in Bizim Aile'si. Daha iyi olabilirdi o film. Aynı dönemde çıkan Arzu Film serilerinde ses sıkıntısı yokken Bizim Aile mono plak gibi tatsız:)) Ama severim filmi o ayrı:)

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Bu arada Google hesabımla blogunuzdaki (Kültür Alanı) bir yazıya yorum yapmak istedim ama yorum yapma yetkiniz yok diye bir uyarı geldi.

Osman Turan dedi ki...

Bahsettiğiniz sorun ile ilgili durumla ilk defa karşılaşıyorum. Yorum ayarlarını değiştirmedim, herkes yorum yapabiliyor.

Yazıların altında zaten form var, orada yorum için benzer sorun yeniden çıkarsa ad/url olarak da yapabilirsiniz. Url olarak da blogger hesap adresinizi veya doğrudan blogu ekleyebilirsiniz.

Muhammed Tiryaki dedi ki...

O şablonun kullanıldığı Sinefil blogunda da benzer bi sorun yaşamıştım. Google Hesabıyla izin vermiyor. Ancak dediğiniz şekilde ya da anonim olarak yorum yapabiliyorum. Neyse, o kadar da önemli bi yorum değildi zaten de gelecekteki yazılar için önemli olabilir:))