3 Ocak 2011 Pazartesi

ÖZGÜR ŞAHİN'İN KALEMİNDEN: BLACK SWAN/SİYAH KUĞU (2010)

Yönetmen: Darren Aronofsky
Oyuncular: Natalie Portman, Vincent Cassel, Mila Kunis, Barbara Hershey, Winona Ryder
IMDB Puanı: 8,7/10
Puan: 7,5/10

Pyotr Ilyich Tchaikovsky, Kugu Gölü Balesinde, kugu vücuduna hapsedilmis masum bir prensesin bu durumdan kendisini bir tek askin kurtaracagini bilerek prensini beklemesini ve ikizi olan kötü niyetli siyah kugunun bekledigi prensi bastan cikarip kendine asik etmesi üzerine intihar ederek yasamina son vermesini anlatiyor.

Aslinda bu öykü gitgide masum, hassas ve iyi niyetli bir balerin olan Nina Sayers'in (Natalie Portman) öyküsüne dönüsüyor. Bu masum kizin aski „meslegi“dir. 4 yil bir hareketi hatasiz yapmak icin vazgecmeden calisan melek kadar masum bu kiz aslinda icinde bir seytani da barindirmaktadir. Her insanin sartlar uygun oldugunda icerisindeki canavari cikardigi görüsü bu basarili psikolojik gerilimin ana temasi.

-SPOILER------------------------------

Filmin hemen basinda, Kugu Gölü balesinin girisinde Beyaz Kugu olarak Siyah Kugu'nun partnerlerinden biriyle dans ederken görürüz Nina Sayers'i. Daha sonra oyuncaklarla dolu, beyaz ve pembe renklerin hakim oldugu odasinda rüyasindan uyandigi haliyle rastlariz. Evinde annesiyle yasamakta olan bu masum kizin tüm hayati eviyle, bale provalari yaptigi yer arasinda gecer. Aksam evine dönerken los isikli temkin olmayan koridordan gectigi sahnede kendisini görür. Siyah kiyafetler icerisinde ve kendine güvenen öteki kendisi, geldigi yönün tersine gitmektir. Bu sahnede hem yasaminin bu dar koridor gibi nefes alinamaz ve bogucu bir hal aldigini anlariz, ayni zamanda Nina'nin sizofrenik yaniyla da tanismis oluruz.

Nina, bir kez daha ancak en bastan yaratilacak olan Kugu Gölü balesi icin yillardir bekledigi Kralice Kugu rolünü, ünlü balerin Beth (Winona Ryder)'in elinden almayi basarmistir. Nina, hayran oldugu Beth gibi kusursuz olmayi istemis, hatta gizlice esyalarini calmistir. Ancak bu durum bir sanatcinin sonuyken bir baska sanatcinin baslangicidir. Nina'nin koreograf Thomas Leroy'u (Vincent Cassel) ikna edemedigi nokta mükemmel bir Beyaz Kugu iken tatmin edici olmayan bir Siyah Kugu olmasidir. Siyah Kugu calismalarinda kötü elestiriler üzerine neredeyse aglayacak olan Nina, birden bire esmer, cekici ve rahat Lily'nin (Mila Kunis) calisma salona girmesiyle dengesini kaybeder. Aslinda Lily, Nina icin olamadigi Siyah Kugu'nun ta kendisidir. Ister istemez bu masum kizin kendi icerisindeki kiskanclik, paranoya derecesine varacaktir. Zamanla Thomas'in etkisinde kalacak olan Nina, kendi icerisindeki seytani yanla yüzlesmeye zorlandilirken, evinde kariyerini kendisi icin feda eden, sürekli resimlerini cizen, sözünden cikmadigi ve kendisine asiri ilgi gösteren annesi Erika'yla da (Barbara Hershey) gergin anlar yasayacaktir.

Annesiyle karsilikli konustuklari bir sahnede aynada anne kizina sirti dönük durmaktadir. Filmin bu sahnesinden itibaren annesine ilk kez karsi koymaya baslayan Nina, kendisini ziyarete gelen Lily ile ilk defa eglenmeye disari cikar ve eve döndügünde almis oldugu haptan ötürü kendinde olmayan Nina, önce annesiyle kavga eder sonra Lily ile birlikte olur. Aslinda bu Nina'nin düsüdür ve bir lezbiyen fantezisi midir yoksa seytani yönünden zevk almaya baslamasidir bilinmez. Nina artik bir Siyah Kugu'dur ve Lily'nin kendi rolünde gözü oldugu düsüncesiyle psikolojik olarak iyice cigrindan cikmaya hazirdir. Beklenen gösteri Nina icin sonun baslangicidir ve yasanilan gerilimli anlar, görülen korkunc hayaller Nina'yi sahnede devlesen bir Siyah Kugu yapmistir. Ve kusursuzluk tutkusu Nina'nin sonsuz bir beyazliga ait olmasiyla sona erecektir.

-SPOILER---------------------------------------
Yönetmen Darren Aronofsky, basyapiti Requiem For A Dream/ Bir Rüya Icin Agit'tan sonraki en iyi filmini yapmis diyebiliriz. Her ne kadar videoklip estetigini genclik döneminde birakmis olsa da, bolca sembollere yer verilmistir. Özellikle aynalar, Nina'nin ruhundaki parcalanmalari cok güzel yansitiyor. Yasadigi mekanlardaki renkler, isiklar da degisen ruh halini yansitmakta oldukca basarili. Kesinlikle modern, gerilimli ve yer yer korkunc bir Kugu Gölü uyarlamasi oldugu söylenebilir. Natalie Portman da gayet basarili bir rol vermis. Melekten seytana döndügü anlarda bile her an dokunsalar aglayacakmis ruh halinden sadece sahnedeki „Siyah Kugu“ gösterisinde siyrilmasi rolünü cok iyi okudugunun ispati. Filmdeki anne kiz iliskisi „Carrie“yi, tutkunun insan ruhuna zararlari da „Bir Rüya Icin Agit“ filmini cagristiriyor. Sürekli tirnaklariyla kazidigi sirtindan cikan tüy ise „The Fly/Sinek“ gibi insanken yaratiga dönüsen korku filmlerine bir göz kirpma sayilabilir.

Filmin bir bale filmi oldugu senaryosu ve Clint Mansell'in Tchaikovsky'nin efsanevi eseri üzerine yaptigi enfes müzigiyle mühürlenirken; bir bale filmi olmadigi da görkemli bale sahnelerinin filmde kisitli tutulmasidir. Yönetmen bu konuda senaryoyu dagitmamak konusunda ustaca davranmis. Natalie Portman, rolü icin yogun olarak calismis, neticesi gayet iyi olmus. Nina rolü icin yönetmenin esi Rachel Weizs ve Jennifer Connelly de düsünülmüs, sahsen Portman cok dogru bir secim olmus. Anne rolünde ise Meryl Streep ismi gecmis, anlasilan herhangi bir Streep adayligindan bu sene mahrum birakilmisiz.

Adaylar bu ay sonu acaklanacak olsa da bu yapim muhtemelen Natalie Portman'a bir Oscar ödülü kazandiracak. Film, Yönetmen, Senaryo dallarinda da aday olmasini bekliyorum. Kariyeri bu filmle yükselise gececege benzeyen Ukraynali güzel aktris Mila Kunis'in ya da Barbara Hershey'in adayligi, hatta orjinal müzik, makyaj, kostüm ve kurgu adayliklari da gelebilir.

9 yorum:

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Aslında uzun süre yazmayan biri klavye başına geçtiğinde genellikle zayıf yazılar çıkartır ama bu yazı bu kuralın 180 derece tersinde duruyor. Hele spoiler bölümünü okurken acaba filmi beraber izledik de aynı şeyleri mi gördük diye düşündüm. Ki görmek, yazıya aktarmaktan daha kolaydır, orada da aşmışsın. Böyle güzel yazacaksan haftada bir "hadi yazsana" diye rahatsız ederim seni, uyarmadı deme:))))

Filme gelince, biraz evvel bitirdim ve notlarımı kendi yazıma bırakacağım. Ama şunu söyleyim ki seninle hemen hemen aynı izlenimleri edinmişiz, sadece ben biraz sinema tarihinde gezintilerle anlatacağım o kadar.

Kadri Karahan dedi ki...

Ne tesadüf ki Muhammed ben de bu filmi bu gece izledim :)

Özgür bugün bu filmden bahsedince e dedim akşama bulup izlerim ki; adıma güzel bir seyir oldu.

Ayrıca öylesi güzel özetlemiş ki Özgür her kare hafızamda sıcak sıcak okumak yazıyı ayrı da bir keyif oldu. Senin de yorumlarını elbette bekleyeceğim ama sanırım üçümüzde aynı fikirde olacağız bu filme dair.

2011'in ilk filmini izledim :) ...

Özgür Sahin dedi ki...

Bu aralar babamla evdeyim. Cok fazla disari cikamiyorum. Buraya ilk geldigim iki yilda da bu kisilikle benzer seyler hissetmis olmanin verdigi dogru okumalar diyelim.. Haklisin, yazarken beni cok tatmin etmedi. Ben de yönetmen gibi yapip filmin disina cikmayayim dedim..
Basyapit sayilmaz ancak bir zamanlar kusursuz ve en iyi olmak icin zorlanmis biri olarak keyif aldim dogrusu filmden.. :o)

Vakit bulursam yazmaya devam edecegim.. Su ayna metaforu filmlerde cok sik karsima cikiyor. Bu konuda da bir yazi yazmayi düsünüyorum, ancak cok film izlemeliyim..

Özgür Sahin dedi ki...

Kadri fena bastan cikariyorum sanirim.. Öyle bir ballandirdim ki, bak sen de kurtulamadin izlemekten filmi :o)

Özgür Sahin dedi ki...

Bu arada tesadüf de harika.. Sanki sinemada beraber izlemis de pesinden cikip üzerine konusuyor gibiyiz :o)

Kadri Karahan dedi ki...

Evet müzik üzerine ne kadar çok detaylara daldık seninle ama ilk kez böylesi bir film sohbeti içinde bulunduk ki dur dedim kendime dinlemeliyim, izlemeliyim :) ...

Özgür Sahin dedi ki...

Sagol Kadri, cok paylasimlarimiz oldu.. Bu arada uyumadan önce filmin en cok hosuma giden sahnesini yazmayi istedim.
Hatirlarsaniz Kugu Gölü gösterisinde bir yerinde partneri kendisini havadayken tutamiyor ve yere düsürüyor.
Ayaga kalktiginda yüzünde korkunc bir hayal kirikligi ve utanc var. O esnada basinin iki yaninda arkadaki balerinlerin ellerinin dalgalandigi görülüyor.
Bu sahnede kafasinin karistigini simgeliyor hatta daha sonraki sahnelerde öfkesinin tavana vurmasini düsünürsek bana Yunan Mitolojisindeki yilandan saci olan Medusa'ya bir gönderme oldugu hissi birakti..

Eger hakliysam utancin arkasinda gizlenmis bir kötülük duygusu iste o anda bu kadar iyi anlatilabilirmis diyorum..

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Bahsettiğin sahnede ben de bir alt-metin kokusu aldım ama isimlendirememiştim. Teorin bana da doğru gözüktü.

cem dedi ki...

Çekingen bir kadinin rekabet nedeniyle hırslanmasını ve değişimini en sanatsal şekilde konu benzerliği olan KUGU GÖLÜ balesiyle anlatma fikri ve becerisi ustaca.

Hırsın nereye götürebileceğini gösteren (ki hatta sonunda coşturan)ve nefessiz bırakan bir öykü bu.

Tüyler ürperten sonuyla, çarpıcı sahneleriyle, oscarlık oyunculuklarıyla mükemmel. Özellikle Natalie Portman hayatının en önemli rollerinden birine hayat vermiş durumda. Ağzım açık izledim desem yeridir. içinde büyüyen kötünün yavaş yavaş bedenini ele geçirmesini ve bu süreçte ki ruh halini öyle bir yansıtmış ki...

Black Swan, Insanoğlunun içinde bulunan hem iyi hemde kötü ancak bu kadar iyi yansıtılabilirdi. Zaman zaman iyinin baskınlığından bunalıp artık kötüyü görmek istiyorum diye aklımızdan geçirsek de filmin verdiği anafikir bütün bu düşünceleri ortadan kaldırıyor.
Kısacası;
İNSANIN HIRSI KARANLIK YANI