Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular: Harrison Ford, Kate Capshaw
Oscar: 1 ödül (Efekt-Dennis Muren), 1 adaylık (Müzik-John Williams)
IMDB Puanı: 7,5/10
Puan: 9/10
İşte seride en sevdiğim bölüm. Gerçi Steven Spielberg de dahil olmak üzere çoğu izleyici için serinin en zayıf bölümü (4. bölüm hariç) olarak kabul ediliyor ama olsun, yalnızca Pankot Sarayı'nda geçen sahneler bile yeter benim için. Üstelik serideki en iyi açılış sahnesi de bu filme ait. Güzeller güzeli Kate Chapsaw'un Şangay'da bir barda yaptığı eski usül gösterinin ardından Çin mafyasıyla kapışan Indy daha ilk saniyeden itibaren macera gazına basıyor. Uçakla Hindistan'a kaçan Indy, Willie Scott (Chapsaw) ve Indy'nin yamağı Short Round burada kayıp bir tarikatın çaldığı Şankara taşlarını ve köylülerin kayıp çocuklarını bulmak için nefes kesen bir maceraya adım atıyorlar.
Kamçılı Adam, seride diğer filmlerle bir sahne hariç hiç bağlantısı bulunmayan film. Indiana Jones'un üniversitede ders verirken görüldüğü bir sahne ya da Marcus Brody ile yeni maceranın konusunu tartıştığı bir an bulunmuyor. Önceki film, Raiders of the Lost Ark/Indiana Jones: Kutsal Hazine Avcıları'yla herhangi bir bağ da kurulmuyor. Yalnızca ilk filmde kılıçlı haramiyi silahıyla deviren Indy'nin benzer bir durumda elini silahının kılıfına atması ve sonrasında gelen hayalkırıklığıyla bu sahneye bir gönderme yapılıyor o kadar. Bu kez kötü adam diğer bölümlerdeki gibi bir başka arkeolog ya da koleksiyoncu değil, bizzat doğaüstü güçleri bulunan bir tarikat lideri. Mola Ram adındaki bu korkutucu adamı Hintli aktör Amrish Puri canlandırıyor.
Filmin en güzel sahnelerinin başında vagonlu macera geliyor. Öğrencilerimin büyük bir ısrarla bu sahneyi yeniden izlemeleri bile yaklaşık 15 dakika süren harika bir sahne olduğunu kanıtlamıştı zaten. Indy, her defasında ölümden santimetrelerle kurtulsa da tüm klişeleri gözardı edip kendimizi sahnenin verdiği görsel keyfe bırakıyoruz. Willie'nin başına musallat olan orman hayvanları, maymun beyni tatlısı ve göz çorbasının da dahil olduğu yemek sahnesi, ip köprü ve Şangay sahneleri de vagon sahnesinden geri kalmıyor. Kamçılı Adam, minimum replik ve maksimum aksiyonla çekilen ve yegane amacı eğlendirmek olan bir film. Indy efsanesinin karanlık yanlarını da deşerek ilk filmi tekrar etmek yerine üstüne yeni maceralar katabiliyor. George Lucas'ın karısından boşandığı bir dönemde yazdığı ve bu yüzden biraz karanlık geçen macera zaman zaman korku öğeleriyle de destekleniyor. Short Round rolü için abisini seçmelere götüren ama yapımcıların kendisini seçtiği Jonathan Ke Quan da yalnızca bu filmle efsanedeki yerini alıp Sallah karakterinden boşalan koltuğu devralmış oluyor.
Harrison Ford'un belkemiğindeki kalıcı hasar dabu filmden kalma. Sakallı müritle kavga ettiği sahnede sakatlanıp aylarca hastanede yatıyor ve bu sahnelerin devamı çoğunlukla dublörlerle çekiliyor. Hint ormanları sahnesi tamamen California'daki bir milli parkta çekiliyor. Filmin sonundaki köprü sahnesi de daha önce Jaws/Denizin Dişleri'ne evsahipliği etmiş stüdyoda gerçekleştiriliyor.
İlginç Bilgi: Steven Spielberg bu film sayesinde Kate Chapsaw'la tanışıp evleniyor. Film hakkındaki bir ropörtajında da bu filmden kazandığı tek şeyin karısı olduğunu söylüyor.


0 yorum:
Yorum Gönder