10 Ocak 2011 Pazartesi

INDIANA JONES AND THE LAST CRUSADE/INDIANA JONES: SON MACERA (1989)

Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular: Harrison Ford, Sean Connery
Oscar: 1 ödül (Ses Efekti Kurgusu- Ben Burtt) 2 adaylık (Müzik- John Williams, Ses- Ben Burtt)
IMDB Puanı: 8.3/10
Puan: 8/10

Indiana Jones serisi, 1989 yılında son bir macera daha çekilerek nihayete ermişti. Daha doğrusu o yıl George Lucas tıpkı Star Wars/Yıldız Savaşları gibi bir bu serinin de bir üçleme olmasını istemişti. Sonradan her iki seriye de ek filmler geldi ama Indiana Jones'u sonlandıran Son Macera, final sahnesiyle de bir veda filmi havasındaydı zaten. Indy, babasına kavuşmuş, nihayet aralarındaki gerilim sona ermiş ve dünyanın en büyük sırrı sayılan Kutsal Kase olayını çözüme kavuşturmuş olarak uzaklara doğru atını sürüyordu finalde.

Bana göre Son Macera serinin en zayıf filmidir. 2007'deki devasa Empire anketi de 4. film hariç Son Macera'ya bu payeyi verir. Hemen belirtmeliyim ki Son Macera sadece bu seri içerisindeki en zayıf filmdir, yoksa başlıbaşına bir film olarak "venture" anlayışına tavan yaptıran bir başyapıttır.

Son Macera, Indy hakkındaki çoğu gizi öğrenmemizi sağlar. Asıl adı Henry Jr. olan Indy lakabını nereden almıştır, anne-babası kimdir, onlarla ilişkisi nasıldır, yılanlara karşı korkusu nasıl başlamıştır, kamçı kullanmayı nereden öğrenmiştir gibi birçok soru bu filmde yanıtlanır. Indiana'nın gençlik yıllarındaki izcilik günlerinde başlayan arkeoloji kültürünün gün geçtikçe nasıl bir macera tutkusuna dönüştüğüne şahit oluruz. Babasıyla arasındaki iletişimsizliğin derinine ineriz.

En fazla film hatasının olduğu Indy filmi de Son Macera'dır. Bazıları daha ilk bakışta anlaşılabilecek kadar açıktır. Nazilerin şatosuna gece giren Indy, kısa süren bir çatışmadan sonra dışarı çıkar ve bir anda her yer öğle güneşiyle aydınlanmaktadır. Yahut, Hilal Vadisi'ndeki kovalamacada silahının boş olduğunu gören Indy, birkaç dakika sonra kurşun doldurmadığı halde silahıyla ateş etmektedir.

Hikayenin kadın kahramanı yine Indy'nin yanına yaraşır güzelliktedir. Nazi doktor Elsa Schneider'la Indy'nin yolu kesişir ve kavgalı gürültülü bir ilişki yaşanır. Üstelik Elsa'nın Indy'den önce birlikte olduğu kişinin kimliğini öğrendiğimizde bol bol güleriz. Alison Doody, bu rolün altından başarıyla kalkmıştır.

Sean Connery'nin varlığı da filmin kalitesini epey arttıran unsurlardan biridir. Steven Spielberg, Indiana Jones filmlerinin seri olarak James Bond serisine eşdeğer olmasını çok istediği baştan beri bilinir. Eski Bond Sean Connery, bu kez beceriksiz, kavga etmekten hiç anlamayan, yalnızca eli kalem tutan deli dolu bir profesördür. Tutsakken Marcus'la karşılaştığı sahnede, dışarıda kıyamet koparken bilimsel muhabbetler yapması da karakterini en güzel yansıtan anlardan biridir.

Son Macera, Nazi Şatosu, zeplin, Hilal Vadisi, Indy'nin gençliğindeki Colorado Haçı macerası gibi sahneleriyle büyük bir eğlence vaat ediyor. Hala izlememiş olanlar varsa onlara imreniyorum, bu filmi ve bu seriyi ilk kez izleyip o tadı ilk defa almayı çok isterdim.

İlginç Bilgi: Filmde Kutsal Kase'nin yerini gösteren tabletin Ankara'da bulunduğunu; Kase'ninse o dönemde Hatay Cumhuriyeti'ne bağlı İskenderun'da olduğunu öğreniriz. Oysa Kase'yi buldukları yer bugünkü Ürdün'de bulunan Petra'dır.

0 yorum: