11 Ocak 2011 Salı

FEMME FATALE/ÖLDÜREN KADIN (2002)

Yönetmen: Brian De Palma
Oyuncular: Rebecca Romijn, Antonio Banderas
IMDB Puanı: 6,3/10
Puan: 8/10

Evvelce sinemanın en iyi 20 "femme fatale" karakterini seçmiş ve burada yayınlamıştım. O yazının yorumlarında da belirttiğim gibi bizzat adı Femme Fatale olan filmi izlememenin verdiği bir eksiklik de vardı. Brian De Palma'nın henüz izlemediğim filmlerine el attığım son iki ay içerisinde sıra Femme Fatale'ye de geldi sonunda. Fransızca bir kavram olan femme fatale önce de belirttiğim gibi erkekleri, çoğunlukla cinsel çekicilikleri sayesinde, deyim yerindeyse parmağında oynatan, bazıları doğuştan kötü ve bu kötülüklerini kabullenmiş karakterlerdi. Özellikle kara film türünün vazgeçilmez figürlerinden biriydiler. The Maltese Falcon/Malta Şahini'nden beri, Billy Wilder, Alfred Hitchcock ve Coen Kardeşler sayesinde daha da derinleşerek günümüzde kavram olarak belirgin bir noktaya yerleşen femme fatale tipi, Sharon Stone'un Basic Instinct/Temel İçgüdü serisindeki Catherine Tramell karakteri sayesinde popüler bir yere de kurulmuş durumda.

Hitchcock sineması başta olmak üzere klasik dönem sinemasının, özellikle de gerilim alt türünün 80'lerden beri resmi koruyuculuğunu yapan ve filmlerinde alenen bu tip filmlere bazen benzer sahneler kullanarak referans veren sinemacı Brian De Palma, bu işi hakkıyla yaparken auteur sinemasının da tadını yakalayıp kendi yaratılarını estetize ederek sunar. Femme Fatale, 2000'lerde bunu denediği ilk ve tek filmi olarak kalsa da şık anlarıyla göndermelerini sağlamlaştırıyor. Filmin içinde hangi filmlere atıf yok ki. Hitchcock'un Vertigo/Yükseklik Korkusu, Marnie/Hırsız Kız ve Rear Window/Arka Pencere'sinden tutun da Mulholland Dr./Mulholland Çıkmazı gibi neo-noir'lara kendi eski filmlerinden, Sliding Doors/Rastlantının Böylesi'ne kadar birçok film Femme Fatale'nin referans kaynağı. Özellikle bu sonuncusu filmin yapısının ana fikir kaynağı. Çok sevdiğim Sliding Doors'u böyle süzgeçten geçirip doğru şekilde ele alan bir filmi beğenmemek de olmaz kanımca.

Rebecca Romijn'in görüntü olarak femme fatale tiplemesine kusursuz uygunluğu ama rol kalitesinde bu kusursuzluğa zarar vermesi filmin tek yıkıcı etkisi olsa da zekice kurgulanmış hikayesi, müthiş deja vu yönlendirmeleri, harikulade açılış ve kapanış sahneleri, filmin bu kusurunu örtebiliyor. Özellikle girişteki soygun sahnesi, uzun zamandır benzerini izlemediğim bir kalitedeydi ve sahne filmin dışında tek başına kalmış bir sahne olmaktan finalde kurtulunca da izleyiciye geniş bir tebessüm olanağı sağlıyordu. Billy Wilder'ın kara film klasiği Double Indemnity/Çifte Tazminat, birçok benzer filme olduğu gibi bu filme de esin kaynağı olmuş ve hatta açılışa filmden bir sahne bile yerleştirilmişti. Final ise, ekranı ikiye bölen De Palma'nın izleyiciye iki boyutlu anlattığı hikayeyi en doğru kamera açılarıyla yavaş çekimde sunmasıyla gerçekten büyülüyordu.

Bir Fransızca terim olarak Femme Fatale'nin hikayesinin Fransa'da geçmesi ise ayrı bir De Palma hinliğiydi. Cannes Film Festivali'nin tema müziğini Bolero'ya sos yapmak da başka bir hinlik, ki film bittikten sonra Bolero'nun en iyi versiyonlarını ardı ardına dinlemek gibi bir etkiye de sahip. Brian De Palma, bu ve bunun gibi öncü filmlerle biz klasik sinemaseverler için günümüz sinemasında bulunabilecek ender nimetlerden biri. Femme Fatale, bunu bir kez daha kanıtlıyor.

İlginç Bilgi: Laure'un Amerika'ya yolculuk yaptığı Quinta havayolu şirketi gerçekte filmin yapım şirketinin adı.

4 yorum:

marlonbarando dedi ki...

Eğer izlemediysen "Snake Eyes"ı da tavsiye ederim. Bence fazlasıyla hafife alınarak hakkı yeniyor bu filmin.

Muhammed Tiryaki dedi ki...

1976-Carrie sonrası izlemediğim De Palma filmleri:

Wise Guys
Casualties of War
The Bonfire of the Vanities
Raising Cain
Mission: Impossible
Snake Eyes
Mission to Mars
Black Dahlia
Redacted

daha epey film varmış bekleyen:))

Snake Eyes'ı öne aldım, en kısa zamanda izlerim.

marlonbarando dedi ki...

"Raising Cain" de "Psycho" severler için malzeme sunuyor. Bilgilerinize gereğini arz ederim.

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Haberdarım haberdarım da torrent'te bulamadığımdan o malzemeleri almak biraz gecikecek.