Herhalde bu yıl Oscar ödüllerini önceki yılların heyecanıyla takip etmeyeceğim. En azından Altın Küre sonuçları biz Oscarseverlerdeki heyecanı alıp götürmekte pek başarılı oldu diyebilirim. Bir kere 2010 yılında çıkmış tüm filmler (The King's Speech, The Fighter ve True Grit'i izlememiş olarak söylüyorum bunu) arasında Inception/Başlangıç haricinde "büyük" diyebileceğim bir tek film bile yok. Bu bile tek başına bu yılın heyecansızlığının göstergesi olacaktır benim adıma. Belki The King's Speech de bir "büyük" filmdir bilemem. Batılı eleştirmenler bu film hakkında epey heyecanlı makaleler kaleme alıyorlar. Gerçi o eleştirmenler de kendi sendikalarınca The Social Network/Sosyal Ağ gibi bir filmi yılın filmi ilan etmişti ama neyse.
Hans Zimmer... Bu adam daha ne yapacak, nasıl besteler üretecek bilemiyorum. Inception'ı hiç beğenmeyen biri bile sırf müzikleriyle mest olurdu. Zimmer, hayatının işini çıkarmış resmen. Oysa ödülü alan Trent Reznor'ın The Social Network'deki son derece sıradan çalışması, Inception soundtrackin yanında Yunus Bülbül albümü gibi kalıyor. Büyük ödülü The Social Network'ün alması bile en iyi müzik kategorisindeki rezaletten daha beter değildir. Zimmer, bu yıl eskaza Oscar alırsa, kanımca yılın Oscar ödülünü tüm kategoriler arasında en çok hakeden isim olacak ama Akademi de yolu şaşıracağa benziyor. (Bu arada 1990'dan beri ödülü en çok hakeden isimlerle ilgili bir yazım bu ayın başında http://www.kadrikarahan.net/ sitesinde olacak.)
David Fincher... En sevdiğim yönetmenlerden biridir. Hatta klasik dönemi bir kenara bırakırsak en sevdiğim yönetmendir diyebilirim. Onun Altın Küre, Oscar gibi ödüllere uzanması beni çok sevindirir. Ama Sosyal Ağ gibi bir filmle değil. 90'lardaki Se7en/Yedi-The Game/Oyun-Fight Club/Dövüş Kulübü'yle ödüllerde adaylık bile bulamayan Fincher'a böylesi sabun köpüğü bir filmle ödül vermek bence en başta Fincher açısından rezalet. Oscar kazandığında bile bu müthiş yönetmeni alkışlamak içimden gelmeyecektir.
Al Pacino... Bu yılki törenlerde Zimmer'le birlikte ödülü beni en çok ilgilendiren iki isimden biriydi. Hayatımın aktörü, 4. Altın Küre'sini de kazandı ve son derece mütevazı bir konuşmayla ayakta alkışlandı. Kendisinin You Don't Know Jack'teki neredeyse anarşist performansının defalarca izlenmesi gerekiyor kanımca. Keşke bu film bir TV filmi olmasaydı da ustayı Oscar yarışlarında da görebilseydik.
Natalie Portman, Annette Bening, Christian Bale Oscar'ı da kazanacağı muhtemel oyunculardı ve burada da ödüllerini aldılar. Diğer ikisini henüz izleyemedim ama Portman ödülü haketmişti. Bening ve Bale içinse hemen herkes "haketti" yorumunda bulunuyor zaten.
Inception'ın 4 dalda Altın Küre adayı olup hiçbirini kazanamadığı, buna karşın Sosyal Ağ'ın 6'da 4 yaptığı bir Altın Küre geride kaldı. Ödülü Black Swan alsaydı bunu bir "tercih meselesi" olarak görebilirdik. Zira Black Swan, eksiklerine ve tadılmışlık hissine rağmen yine de saygın bir film.
2011, "David Fincher'ın artık ödül alma sırası geldi" senesi olacak gibi. Geçen seneki "artık bir kadın yönetmen ödül almalı" saçmalığının bir benzerini de bu yıl yaşıyoruz. Hayırlısı.
Not: Dizilerle hiç ilgilenmediğimden konunun o kısmını es geçiyorum. Ayrıca blogumuzda Oscar 2010 taramaları, adaylar açıklandığında başlayacak.
Ödüllerin dağılımı için buradan bilgi edinebilirsiniz.
Sonradan ekleme: Büyük hata! Robert De Niro'nun Cecil B. De Mille özel ödülü aldığını CNBC-e'de biraz önce gösterilen tekrar kuşağında öğrendim. Hem Pacino'nun hem De Niro'nun aynı gecede ardarda aldığı ödüller genç oyunculara örnek olur umarım. Hala bu iki büyük ustanın yerini alabilecek oyuncu ışığı kimsede yok.
17 Ocak 2011 Pazartesi
ALTIN KÜRE 2010
Etiketler:
Al Pacino,
Altın Küre 2010,
David Fincher,
The Social Network
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


3 yorum:
Diziler cephesi hakkında benim de bir fikrim yok ama ''Boardwalk Empire'' hani ''Mad Men'' imparatorluğuna son verdi ya hemen bir araştırılmalı :) ...
Ödüllerden ve anlattıklarından sıkıcı bir Oscar'a yol aldığımız gerçek.
Boardwalk Empire'ın yapımcısının Martin Scorsese olduğunu, dizinin Al Capone dönemindeki içki yasağı günlerini anlattığını bu ayki Sinema dergisinden öğrenmiştim. Aslında bu özellikleriyle çekici bir diziye benziyor.
Uykusuz kaldigima üzüldügüm bir gece oldu..
En basta sunucuyu pek sevemedim..
Sanirim herkes biraz rahatsiz olmus: http://video.ntvmsnbc.com/ricky-gervaisden-rahatsiz-edici-sakalar.html
Bu seneki Oscar'larda sürpriz olsa olsa teknik dallarda bir de yardimci kadin oyuncu da olacakmis gibi geliyor..
Black Swan en iyi filmi kazansin diye simdi daga cok istedim. Zaten yönetmen Fincher'in cebinde duruyor gibi. Ne kadar icime sinmese de.
Bakalim sasirtacak mi akademi bizi..
Yorum Gönder