Yönetmen: Brian De Palma
Oyuncular: Kevin Costner, Sean Connery, Robert De Niro
Oscar: 1 ödül (Yrd. Aktör-Sean Connery), 3 adaylık (Müzik-Ennio Morricone, Sanat Yönetimi-Hal Gausman, Kostüm-Marilyn Vance)
IMDB Puanı: 8/10
Puan: 9/10
Bu aralar Brian De Palma'nın henüz izlememiş olduğum filmlerini hatmetmeye adadım kendimi. Ama önce daha önce izlemiş olduğum filmlerinden biriyle antrenman yapmak istedim ve bunun için de Carlito's Way/Carlito'nun Yolu'ndan sonraki en sevdiğim filmi olan The Untouchables'la başladım işe. Filmde de Kevin Costner'ın canlandırdığı Eliot Ness'in bizzat yazmış olduğu kitaptan Hollywood'un saygın senaristlerinden David Mamet'nin uyarladığı The Untouchables, hakkındaki hikaye ve filmleri çok sevdiğim 30'lardaki içki yasağı döneminde geçiyor ve dönemin anti-kahramanı Al Capone'u tufaya getirme çabasını anlatıyor.
Her zaman biçime önem vermesiyle filmlerini türüne göre çizgiroman ya da opera sanatlarına yakın bir estetikle sunan Brian De Palma'nın 30'ların Chicago'sunu analiz edişinin hayranlık uyandıracağı yapım bir çizgiroman tadında sunuluyor. Robert De Niro'nun yine metod oyunculuk yöntemiyle süslediği Capone'un peşine düşen dört Hazine Bakanlığı yetkilisinin açığını yakalama kovalamacası, sinema tadının kıvamını iyi tutturmuş. Pırıl pırıl turuncu renk paletiyle ve olağanüstü kostüm tasarımlarıyla izleyiciyi içine alan film, Ennio Morricone'nin başlangıçtaki The Strength of the Righteous ve bitişteki filmle aynı adlı şarkısıyla da ambiyansı tamamlıyor. Sean Connery'nin rolbazlığının zirvesinde olduğu, Kevin Costner ve Andy Garcia'nın ilk popülerlik döneminde ekibin tüm oyuncuları ahenk konusunda yönetmen De Palma'yı yalnız bırakmamışlar.
İlginç Bilgi: Metod oyunculuğunda sınırları zorlayan Robert De Niro, bu film için Al Capone'un giydiği ipek iç çamaşırlarından satın almış ve çekimler boyunca giymiş. Üstelik filmde yarı çıplak tek bir sahnesi bile olmadığını bilmesine rağmen.


4 yorum:
Meshur Merdiven sahnesini de es gecmeyesin.. Müziklerini de ayrica begenirim.
Bir de filmi görür görmez, Muhammed yüksek bir puan vermistir dedim, öyle olmus :o)
Tarzinizi da az bucuk ögrendik mi ne :o)))
Evet merdiven sahnesini hatta bu sahnenin Potemkin'le olan bağlantısını es geçmişim. Daha sonra bir ekleme yaparım ki es geçilecek bir sahne değildir kesinlikle.
The Untouchables'a aslında son izlememe kadar 10 puan vermiştim ama bu kez bir iki ufak eksiklik gördüm filmde ve 9'a düşürdüm.
Tarzımı açık ettim evet:)) Gangster ve kara filmlere puanım yüksektir her zaman:)) Ama mesela herkes benim bir Scarface fanatiği olduğumu zannetse de ben o filmi pek de sevmem gibi bir örneğim de var.:))
merdiven sahnesi ile asansöre kanla yazılan "touchables" yazısı en çok aklımda kalanlar bu filmden, bir mesaj ancak bu kadar net verilir:)
Eşimin de aklına kazınan sahne beyzbol sopası sahnesi old. 3 gündür ondan bahsediyo:)) Sırf bu yüzden Inglourious Basterds'tan uzak tutuyorum kendisini:))
Touchables buluşu da güzeldi evet. Ya ben bu yazıyı epey eksik yazmışım valla, beğenmedim bak şimdi yazımı. Dressed to Kill'de coşmak için sabırsızlandığımdandır herhalde.))
Yorum Gönder