6 Kasım 2010 Cumartesi

50 FIRST DATES/50 İLK ÖPÜCÜK (2004)

Yönetmen: Peter Segal
Oyuncular: Adam Sandler, Drew Barrymore
IMDB Puanı: 6,8/10
Puan: 8/10

Goldfield sendromundan muzdarip Lucy (Drew Barrymore) hayatının son bir yılı boyunca hep aynı günü yaşadığını zannetmektedir, küçük Hawai kasabasının sakinleri ise durumu bozmamaya yeminlidir. Ta ki sevimsiz, yumurta kafalı ve günübirlik ilişkilerle geçinen Henry (Adam Sandler) onunla tanışıncaya kadar. Fena halde Groundhog Day/Bugün Aslında Dündü'yü hatırlatıyor bu açıdan filmin teması. Gerçi onda durum birazcık farklıydı ama aynı kadını her gün yeni baştan kendine aşık etmeye çalışan erkek karakteriyle benzerlik de oluşuyor ister istemez. Bu filmi ilk izlediğimde çok sevdiğim Click filminden sonra diğer popüler Adam Sandler filmlerini de izleme turu yapıyordum. Click kadar olmasa da bu film de beni bir yerlerden yakaladı diyebilirim. Bu tür "ucuz" filmleri seviyorum, sürüyle hata ve eksikliğe sahipler, bir başyapıt olmadıkları daha baştan aşikar ama sanki yeryüzünde belli kişiler sevebilsin diye çekiliyorlar ve bazen bu kişilerden biri de ben oluyorum.

50 First Dates'i sevmemin ve bugüne kadar 3 kez izlediğim halde 4. defada da sıkılmamamın sebeplerinden biri hikayedeki samimiyetti. İnce ince, belki Sandler tercihiyle hatalı ama yine de iyi kurgulanmış ve iyi depolanmış bir romantizmi aşırıya kaçmadan, sulugözlü olmadan sunabiliyor izleyiciye. Ayrıca Drew Barrymore'un kariyerinin en güzel zamanına denk gelmesi ve Henry ile beraber izleyiciyi de kendine aşık etmesi de başka bir sebep doğrusu! Yine de The Sixth Sense/Altıncı His'in o büyük sürprizini alenen açık etmesi büyük bir hata. Filmi izlemeyen kalmış mıdır bilmiyorum ama bu film The Sixth Sense'den önce izlenmeli kesinlikle.

İlginç Bilgi: Filmde Lucy'nin her sabah yeni baştan okumaya başladığı Tom Robbins kitabı Still Life With Woodpecker da Hawai'de geçen bir aşk hikayesini anlatıyor.

6 yorum:

Kadri Karahan dedi ki...

''Love Wrecked - Aşk Adası''nı izledin mi :) ...

''sürüyle hata ve eksikliğe sahipler, bir başyapıt olmadıkları daha baştan aşikar'' yorumun aklıma nedense bu filmi getirdi.

Bu arada ben Adam Sandler'a da bayılıyorum. Ara ara gerçekten çok kötü filmler yapmış ama az ve öz içinden çekip aldıklarım beni bu adama karşı sempatik kıldı nedense :) ...

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Love Wrecked'ı şimdi senden duydum.:)) Senin de böyle çok büyük olmayan ama kalbini çalan filmler olduğunu biliyorum. Aslında o filmlerden de bir liste yapılır haa:))

Ben Sandler'ı Click'le sevdim ve o sayede çoğu filmini izledim diyebilirim. Hiçbir zaman çok büyük bir oyuncu olamayacak ama filmleri hep keyifli olacak.

Bu arada Adam Sandler'ın sıradaki filmi Jack And Jill'de rol arkadaşı Al Pacino. Biri çağ atladı öteki gerilemeye devam ediyor.:))

Kadri Karahan dedi ki...

Bahsettiğim filmi canımın çok sıkkın olduğu akşamların birinde TV'de izlemiştim ve pes diye diye çok eğlenmiştim. Geçenlerde bir gazete DVD'sini verdiğinde nasıl heyecanlanarak aldım, hatta şimdi izlesem mi yahu :))) ...

Sandler'in ''Spanglish'' filmini de seveceğini düşünüyorum eğer izlemediysen, ben de ''Click''i alayım repertuarıma :) ...

Al bizden de o kadar diyelim :) ...

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Spanglish'i izlemiş ve beğenmiştim, Love Wrecked'ı da alalım listeye.

Bu arada It's A Wonderful Life'ı izlemeden Click'i izleme derim, ya da izle izle nasılsa diğerini hiçbir zaman izlemeyeceksin bu gidişle:)))

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Bu arada Reign Over Me'de çooook farklı bir Adam Sandler var. İzleyeni ağlatıyor, o derece.

Kadri Karahan dedi ki...

Ya yemin ederim ''İt's A Wonderful Life''ı izleyeceğim, nicedir aklımda da neyi bekliyorum bilmem, bu hafta bürünebilirim rengine ama :) ...


Adam coşmuş yahu, ağlatan yanını da merak ettim doğrusu, izlemeye kalkışılmalı :) ...