10 Ekim 2010 Pazar

THE THING/ŞEY (1982)

Yönetmen: John Carpenter
Oyuncular: Kurt Russell, Keith David
IMDB Puanı: 8,2/10
Puan: 8/10

Amerikan sinemasının 1950'lerden beri geçerli bir kuralı vardır. Eğer bir filmde uzaylı istilası mevzu bahis ise bu aslında Sovyetler/Komünizm tehdidiyle ilgilidir. Nitekim, The Thing'in ilk versiyonunu (The Thing from Another World) 1951'de çekenlerden biri olan Howard Hawks da yarattığı bu erken dönem b filminde tam olarak bunu amaçlamıştır. John Carpenter'ın The Thing'i çevirdiği dönem ise Sovyet tehdidi neredeyse ortadan kalkmış, Reagan'lı günlerle birlikte ABD bu "virüs"e karşı muzaffer olmuştur. Fakat eski alışkanlıklardan kaynaklı olarak bu film yine de bir b filmi olarak görülmüş, hatta gore (en kısa tanımıyla kanlı film) türünde algılanmış ve gişede, ödül törenlerinde pas geçilmiştir. Sonraları, video kiralama dönemiyle birlikte değeri anlaşılmış ve hakkı teslim edilmiştir. Bugün IMDB Top 250'de yer alması da bu ahde vefanın bir karşılığıdır.

Film açılış sahneleri alanında literatüre geçen ve zamanına göre oldukça stilize olan sahnede bir uzay aracı/UFO görürüz. Araç, Dünya üzerine iniş yapar ve sahne kararır. Daha birkaç yıl öncesinde Alien/Yaratık'ın yarattığı kaygı akla gelir. İzleyici kendisini, klasik bir uzaylı-insan dalaşmasına hazırlasa bile işin aslı öyle olmayacaktır. Film, insanların şeklini alabilen uzaylı formundan dolayı zaten kısıtlı olan mekanına bir de paranoya sosunu ekler. Bu sos bir süre sonra filmin özü olacaktır. Filmin geçtiği yer Antartika'dır ve bu soğuk kıtada bir araştırma istasyonunda bulunan 10 kadar Amerikalı bilim adamı bir yandan "Şey"i yok etmeye çalışırken bir yandan da o şeyin hangisinin kılığına girdiğini bulmaya çalışır. Bu da aralarındaki tüm dostluğa rağmen güven duygusunu yıkıp atar ve yerini hayatta kalma içgüdüsüne bırakır. Filme göre komünizm de tıpkı böyledir. İnsanların içine bir virüs gibi girer ve toplumun bireyleri arasındaki güven duygusunu ortadan kaldırır. Bununla mücadele edebilmek içinse en yoğun güvenlik önlemleri şarttır. Amerikan muhafazakar sinemasının önde gelen isimlerinden John Carpenter'ın Assault on Precinct 13/13. Karakola Saldırı adlı şahane filminde de hemen hemen benzer bir biçimde sunumunu yaptığı düşünülürse The Thing'deki gidişat daha kolay ortaya çıkacaktır.

Film, hiçbir kadının oyuncunun yer almadığı ve John Carpenter'ın fetiş oyuncusu Kurt Russell da dahil olmak üzere hiçbir star ismin bulunmadığı bir film olarak gösterişsiz bir imaja sahip. Öyle ki yapım çalışmasında Ennio Morricone haricinde tanınmış bir tek isim bile yoktur. (1982 yılına göre düşünürsek elbette.) Bu da filmi daha da ilginç bir noktaya getirir. Bugün gelmiş geçmiş en iyi paranoya filmlerinden biri olarak anılması, zamanın yarattığı bir imajdır.

The Thing'in belki de tek kusuru temposudur. Neredeyse oyuncuları itekleyip daha hızlı hareket etmelerini sağlamak isteriz seyirci olarak. Gerçi,  bu, Carpenter'ın dehşeti ve paranoyayı daha iyi yayabilmek adına bilinçli bir tercihtir. Bu sayede filme daha kolay odaklanabiliriz.

The Thing'in yaratığının tasarımına 20 yaşındayken başlayan Rob Bottin, bu alanın en iyi ismi olan Stan Winston'ı hiç aratmaz. Gerçi Winston da makyaj ve efekt ekibine yardım eder ama asıl dizayn, Bottin tarafından gerçekleştirilir. Özel efektler konusunda ekibin ne denli başarılı olduğu kan testi sahnesinden de anlaşılabilir. Bu sahnede Carpenter'ın ambiyans yaratabilme yeteneği de açıkça görülür.

İlginç Bilgi: Filmdeki karakterlerden ikisinin adları "Mac" ve Windows"tur. O dönemde bu isimlerden oluşan bilgisayar terimleri henüz kullanılmamıştır. İlginç bir tesadür.

2 yorum:

marlonbarando dedi ki...

Kesinlikle en iyi yeniden çevrimlerden biri..Bunun da yeniden çevrimini yapmayı düşünüyorlarmış biliyor musun? "Assault on Precinct 13"deki tema müziği eğer bir Türk filminde başlamışsa, birileri kötü bir halt eyleyecek demektir.

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Evet 2011'de bir yeniden çevrimi geliyor. Muhtemelen efektlere boğulmuş bir film çıkar karşımıza.

Meşhur "Nuri Alço müziği"nin (The End) de bestecisi John Carpenter'dı. Adamın şarkılarını bol bol çalmışız.:)