2 Eylül 2010 Perşembe
100 MADDEDE YÖNETMEN EASTWOOD
Temmuz 2010-Sinestar yazımdır.
Sinemaya sıradan bir ilgiyle bağlı izleyicilerin büyük çoğunluğu onu ya Dolar Üçlemesi’nin isimsiz silahşörü olarak ya da San Francisco’yu pisliklerden temizleyen Kirli Harry olarak tanır. Oysa Clint Eastwood, 1971 yılından beri filmler yönetmiş, hatta son 20 yılda Amerika’nın en saygın yönetmenlerinden biri haline gelmiştir. Clint Eastwood, bu ay yönetmenler serimizin ikinci konuğu. Aralık ayında gösterime girecek olan Hereafter ve sonraki projesi, J. Edgar Hoover’ın hayatını anlatan Hoover’ı izlemeden önce, gelin, Eastwood’un yönettiği filmlere geniş bir bakış atalım.
1-Clinton Eastwood adıyla dünyaya gelen yönetmen, 1930 yılında, sonradan Kirli Harry serisi boyunca arşınlayacağı San Fransisco doğumlu. Önceleri madencilik yapan sonra da çeşitli satış işleriyle hayatını yollarda geçiren bir baba ve fabrika işçisi bir annenin oğlu olarak doğan Eastwood, çocukluk yıllarını Amerika’nın farklı eyaletlerinde geçirdiği için kendi insanını derinden gözlemleyebilme şansını buldu.
2-Sinemaya girmeden önceki en büyük aşkı müzikti. Clint Eastwood, saksafon ve piyanoyu büyük bir ustalıkla çalıyordu. Piyano konusundaki uzmanlığını daha sonra filmlerinde de çeşitli kereler sergiledi. Büyük bir caz tutkunu olan Eastwood’un onuruna, 1995’te geniş katılımlı bir caz konseri düzenlendi.
3-Oyuncu olarak sinemaya katılması birçok filmde figüran olarak rol almasıyla başladı. Bu dönemde sık sık b filmlerinde oynadı. Kayıtlara geçen ilk filmi Francis Joins The WACS oldu. Fakat ona asıl ününü kazandıran bir televizyon dizisi oldu. 1959-1965 yılları arasında hiç aksatmadan Rawhide adlı western dizisinde oynayınca Sergio Leone’nin dikkatini çekti ve İtalya’da bir western filmi çekmek için teklif aldı. Bu film, Per Un Pugno Di Dollari/Bir Avuç Dolar’dı.
4-Clint Eastwood’a dünya çapında popülerlik kazandıran ilk filmi, meşhur Il Buono, Il Brutto, Il Cattivo/İyi Kötü Çirkin oldu. Spagetti western tarzında çekilen Dolar Üçlemesi’nin son ayağı olan film, sadece Avrupa’da değil ABD’de ilgi gördü ve John Wayne, James Stewart ve Yul Bryner gibi aktörlerin oynadığı westernlerden farklı bir kurguyla çekilen film, tüm zamanların en iyi filmlerinden birisi olarak kabul gördü.
5-Clint Eastwood, sinema hayatı boyunca toplam 109 ödül kazandı. Bunların 4’ü Oscar ödülüydü. Aktör olarak hiç Oscar kazanamadı. 1992 yılına kadar Akademi, kendisini bir defa bile aday göstermedi. Unforgiven/Affedilmeyen filmi sayesinde Eastwood, hem aktör hem yapımcı hem de yönetmen olarak ödüle 3 dalda birden aday oldu ve ikisini kazandı. 1995 yılında Irving G. Thalberg ödülü, sinemaya katkılarından dolayı Akademi tarafından kendisine verildi. Eastwood, 2004-2007 arasında 7 kez farklı kategorilerde Oscar’a aday oldu ve Million Dollar Baby/Milyonluk Bebek ile hem yönetmen hem de yapımcı olarak 2 Oscar daha kazandı. Eastwood, Yönetmenler Birliği tarafından da aynı filmler için iki kez ödüllendirildi.
6-Prestijli festival Cannes da 1985’ten bu yana Eastwood filmlerini Altın Palmiye için yarıştırdı. Pale Rider/Namludaki Adalet, Bird, White Hunter Black Heart/Beyaz Avcı Kara Yürek, Mystic River/Gizemli Nehir ve Changeling/Sahtekar filmleri Altın Palmiye adayı olsa da ödülü kazanamadı. Eastwood; Bird, Unforgiven ve Million Dollar Baby ile 3 defa da en iyi yönetmen Altın Küre ödülü kazandı.
7-TV filmleri hariç bugüne kadar 62 filmde oynayan Eastwood, tam 30 filmin yönetmenliğine de imza attı. Bu 30 filmden 22’sinde kendisi de oynadı. Breezy, Bird, Midnight In The Garden Of Good And Evil/İyi ve Kötünün Bahçesinde Geceyarısı, Mystic River, Flags Of Our Fathers/Atalarımızın Bayrakları, Letters From Iwo Jima/Iwo Jima’dan Mektuplar, Changeling ve Invictus/Yenilmez isimli filmlerde yalnızca yönetmenlik yaptı.
8-Clint Eastwood’un yönetmenlikteki başarısının en önemli sebeplerinden biri, hep aynı ekiple çalışıyor olmasında gizlidir. Hepsi birbirinden önemli bu sinema çalışanlarıyla Eastwood bir takım bilinciyle çalışıp, ortak bir tecrübe kazanımını sağlamıştır. Bu isimler arasında Buddy Van Horn (yönetmen, dublör koçu), Sondra Locke (oyuncu), Lennie Niehaus (müzisyen), Tom Stern (sinematograf), Joel Cox (kurgucu), James J. Murakami (yapım tasarımcısı), Deborah Hopper (kostüm tasarımcısı) ve Henry Bumstead (yapım tasarımcısı) başı çeker.
9-Eastwood’un yönettiği filmlerin ortak teması çoğunlukla savaşlardır. Bireysel hikayeler anlattığı filmlerinde bile savaş olmasa da benzer bir temayı, rekabeti öne çıkarır. Kişisel başarı hikayelerinin yanı sıra dibe çökmüş anti-kahraman karakterlerin hikayelerini anlatmak da birincil tercihleri arasındadır.
10-Clint Eastwood, yönettiği filmlerin bazılarında piyanosunun başına geçip filmin müziklerini de kotarmıştır. Mystic River, Million Dollar Baby, Flags Of Our Fathers ve Changeling’de besteci kimliğini de kullanmıştır. Kendisinin yönetmediği ve oynamadığı filmler arasında besteci olarak çalıştığı tek film ise Grace Is Gone’dır.
FİLMLERİ:
Ön Not: (S) ibaresiyle başlayan maddeler, o filmi izlememiş okuyucular için uygun değildir. Bu maddeler spoiler içerir.
I-Play Misty For Me/Ölümün Sesi (1971)
1-Clint Eastwood’un 1968 yılında Universal stüdyolarında kurduğu Malpaso film şirketinden çoğunluğu kendi cebinden çıkan bütçesiyle çektiği ilk filmdir. Ayrıca Eastwood’un yönettiği ilk ve tek gerilim filmidir. Bu açıdan, Hereafter gösterime girene değin tek olma özelliğini koruyacaktır.
2-Tek gecelik ilişkiler yaşamaya alışkın çapkın bir radyo DJ’inin başına bela olan Evelyn isimli bir kadının yarattığı gerilimi anlatan film, özellikle açılış sahnesinin finalle olan bağlantısından dolayı Eastwood’un üslupçu yanını ortaya çıkaran ilk örnek olmuştur.
3-Bu filmle, Eastwood, Million Dollar Baby’deki Hilary Swank’e kadar bir aktristen en iyi performansını almıştır. Jessica Walter, Evelyn rolüyle akıllardan çıkmayacak bir oyunculuk ortaya çıkarmıştır. Hatta filme verilmiş tek adaylık da Walter’ın Altın Küre adaylığıdır.
II-High Plains Drifter/Kasabadaki Yabancı (1973)
1-Dolar Üçlemesi ve Hang ‘em High/Daha Yükseğe As filmlerindeki kovboy tiplemelerinin başarısı, Clint Eastwood’a ilk westernini çekmek için iştah vermiştir. Eastwood, bu filmde de tıpkı Dolar Üçlemesi’nde olduğu gibi isimsiz bir silahşorü canlandırır.
2- (S) Film, Eastwood’un nadiren kullandığı sembolizmde bir doruk noktasıdır. Eastwood’un canlandırdığı İsimsiz, filmde kasabalının gözleri önünde öldürülen Şerif’in intikam için geri dönen ruhudur. Kilise duvarındaki İncil alıntısı, kırmızıya boyanan evler, İsimsiz’in düşmanlarını öldürme biçimleri ve hatta filmin son karesi, İsa’nın kötücül bir anlayışla yeniden dünyaya dönüşünü işaret eden güçlü sembollerdir. Bu filmle Eastwood, kendisinin de içinde bulunduğu muhafazakar Amerikan toplumuna müthiş eleştiriler getirir.
3-High Plains Drifter, yönetmenin; ustası Sergio Leone’ye saygısını sunduğu filmlerden biridir. Filmde yer alan mezar taşlarından birinde Leone’nin adı kazılıdır.
III-Breezy (1973)
1-Clint Eastwood’un yönetip oynamadığı ilk filmidir. Ayrıca çektiği nadir aşk filmlerinden birisidir. Filmin bir başka örneği de en düşük bütçeye sahip olan Eastwood filmi olmasıdır.
2-Eastwood’u bu filmi çekmeye iten sebeplerden biri, Dirty Harry/Kirli Harry filmlerinden dolayı gelen eleştirilere, naif yanını da göstererek karşılık vermektir.
3-Breezy’de sinemaya giden çiftin girdiği salonda oynayan film High Plains Drifter’dır.
IV-The Eiger Sanction/Zirvede Ölüm (1975)
1-Eastwood’un en karanlık filmlerinden biridir The Eiger Sanction. İsviçre Alplerinde geçen bir casusluk hikayesidir. Eastwood, bu film için dağcılık eğitimi almıştır ve filmde dağın zirvesinde göründüğü çoğu sahnede dublör kullanmamıştır.
2-The Eiger Sanction’ın çekimleri esnasında bir dublör, tepelerden düşüp ölmüştür.
3-Trevanian uyarlaması olan filmde Eastwood filmografisinin geneline yayılan bir kadın düşmanlığı mevcuttur.
V-The Outlaw Josey Wales/Kanunsuz Josey Wales (1976)
1-Eastwood’un çektiği ikinci western filmidir. Afişiyle ünlü film, yönetmenin savaşı ele aldığı ilk filmidir ayrıca. 70’lerin ikinci yarısında yükselen savaş karşıtı film örneklerine western tabanından giren sayılı örneklerden biridir.
2-Clint Eastwood’un uzatmalı nişanlısı, aktrist Sondra Locke toplam 6 kez Eastwood’la birlikte oynamıştır. The Outlaw Josey Wales, ikilinin ilk filmi olarak kayda geçer.
3-The Outlaw Josey Wales, Eastwood’un yönettiği ilk Oscar adaylığı kazanmış filmidir. Bu filmle Jerry Fielding, müzik kategorisinde Oscar’a aday olmuştur.
VI-The Gauntlet/Kanun Yolunda (1977)
1-Eastwood-Locke işbirliğinin ikinci örneği olan film, aynı zamanda Eastwood’un yönettiği ilk polisiye filmdir.
2-The Gauntlet, Kirli Harry’nin kanunları bürokrasiden kurtaran başına buyruk polis tiplemesinin bir tekrarıdır. Filmdeki çatışma sahnelerinin bazıları da zaten Kirli Harry’nin yönetmeni Don Siegel’in tarzını anımsatır.
3-Bu filmde hem provalar hem de çekimler için harcanan toplam kurşun sayısı 823’tür ve bu savaş filmleri dışında o dönemin rekoru sayılmıştır.
VII-Bronco Billy (1980)
1-Eastwood-Locke işbirliğinin 3. filmi olan Bronco Billy, yönetmenin kendi çektiği filmleri arasında en sevdiği filmidir. Film, hem Eastwood filmografisiyle hem de klasik western sinemasının kendini ciddiye almasıyla dalga geçen hoş bir öz eleştiri yapıtıdır.
2-1980’e gelene kadar Eastwood filmleri arasında en yüksek hasılata imza atan Bronco Billy’de oynayan Geoffrey Lewis, Eastwood’la birlikte toplam 7 filmde oynadı. Bronco Billy, yönetmen Eastwood-oyuncu Lewis’in 2. filmidir. İlki High Plains Drifter’dı.
3-Bronco Billy, Eastwood’un kendi şirketi Malpaso’nun, yapımında yer almadığı ilk filmidir.
VIII-Firefox (1982)
1-Firefox, Clint Eastwood’un en kötü filmi olarak kabul edilir. Bu konuda birçok sinema yazarı ve kurumu neredeyse hemfikirdir.
2-(S) Firefox, ayrıca ABD Savunma Bakanlığı tarafından da eleştirilmiş ender filmlerden biridir. Bunun sebebi de filmin konusudur. Zira filmde, Rusların yapmış olduğu önemli bir savaş uçağının daha iyisini yapmak yerine ABD’li görevliler Eastwood’u uçağı çalması için Rusya’ya gönderir. Bu da Amerikan imajına verilen ciddi bir zarar demektir.
3-Eastwood, ilk kez bu filmde emekli olmuş bir havacıyı canlandırır. Hatta filmin başlarında yetkililer onu ikna edebilmek için gözden ırak evine kadar gelmek ve bu nazlı adamı yola getirmek zorunda kalır. Aynı hikaye örgüsü bir başka Eastwood filmi olan Space Cowboys/Uzay Kovboyları’nda da tekrarlanmıştır.
IX-Honkytonk Man (1982)
1-Clint Eastwood, yönetmen olarak büyük düşüş göstermeye bu filmle de devam eder. Daha sonradan toparlayacağı ve 90’lara güçlü bir şekilde gireceği kariyerinde en az bilinen filmlerinden birini daha Honkytonk Man’de kotarmıştır yönetmen.
2-Film, Eastwood’un müzik temalı ilk filmidir. Daha sonra Bird’le müziğe olan tutkusunu devam ettirecektir. Eastwood, bu filmde bir country şarkıcısını canlandırır. Küçük ve yetenekli yeğenini (gerçek hayattaki oğlu Kyle Eastwood) yanına alıp bir müzik yarışmasına giden şarkıcıyı anlatan hikaye naif bir yol filmidir aynı zamanda. Fakat çoğu zaman naiflikle sıkıcılığı biririne karıştıran bir havası vardır.
3-Oğlu Kyle Eastwood, bu filmden sonra gerçekten de müzisyen olmuştur. Hatta aralarında Letters From Iwo Jima, Gran Torino ve Invictus’un da yer aldığı 5 filmin müziklerine imza atmıştır.
X-Sudden Impact/Kirli Harry 4 (1983)
1-İlki 1971’de Don Siegel tarafından çekilen ve 1973’te Magnum Force adıyla Ted Post tarafından devamı getirilen Dirty Harry serisinin 3. filmi 1976 yılında James Fargo tarafından The Enforcer adıyla çekilmişti. Fakat ikinci ve üçüncü film ilk Kirli Harry kadar ilgi görmemişti. Bunun üzerine, 7 yıl aradan sonra Eastwood, yönetmenlik koltuğuna geçti ve serinin en çok para kazandıran filmini kotardı.
2-(S) Sondra Locke-Clint Eastwood ikilisinin son filmi olan Sudden Impact, serinin en karanlık bölümü sayıldı. Ayrıca seride katilin kadın olduğu ilk film de Sudden Impact oldu.
3-Clint Eastwood, filmde her ne kadar 70’lerin polisiye stillerine yönelse de yine de seriye yeni ve eleştirel bir bakış getirip Harry karakterini yenilemiş oldu. Gerçi bir sonraki Harry filmi The Dead Pool, tüm bu uğraşları ortadan kaldırıp Harry’nin yükselen karizmasını yerle yeksan etti ama Sudden Impact, tek başına düşünüldüğünde en azından bu açıdan başarılı bir filmdi.
XI-Pale Rider/Namludaki Adalet (1985)
1-1976’dan beri çekmediği kovboy filmlerine dönüş yapan Eastwood’un bu yeni filmi, kimi sinema eleştirmenlerce başyapıt olarak dillendirilen ilk filmi oldu. Önceki 10 filminden, özellikle de benim ilk başyapıtı olarak düşündüğüm High Plains Drifter’dan çokça dersler çıkarmış olan Eastwood, bu filmle de sembolik bir western-noir’a imza attı.
2-(S) Cannes’da yarışan ilk Eastwood filmi olan Pale Rider’da Eastwood, 5. kez İsimsiz kovboyu oynadı. Üstelik bu kez aynı zamanda bir vaizdi. Filmdeki yoğun simgelerden biri de Mahşerin Dört Atlısı inanışına dairdi. Eastwood, sebebi açıklanmayan yaralarıyla ve kasabalının en yardıma muhtaç anında belirmesiyle bu inanıştaki Ölüm’ü temsil etti.
3-Bu filmdeki tren istasyonu, 5 yıl sonra Back To The Future Part 3/Geleceğe Dönüş 3 filminde de kullanıldı.
XII-Heartbreak Ridge/Zorlu Yokuş (1986)
1-Heartbreak Ridge, Eastwood’un çektiği ilk savaş filmi oldu. Üstelik ilk yarısında savaş eğitimini ikinci yarısında da bizzat savaşı ele almasıyla da, 1 yıl sonra Stanley Kubrick’in çektiği Full Metal Jacket’a fark atmış oldu.
2-Heartbreak Ridge, Eastwood’un belki de içinde en çok küfür geçen filmidir. Ayrıca, The Outlaw Josey Wales’ten bu yana filmlerinin adı Oscarlarda hiç anılmayan Eastwood, bu filmle şeytanın bacağını kırmış ve ses dalında bir adaylık daha almıştır.
3-Bu filmde geçen savaş aslında daha çok kısa süreli çarpışmalarla şekillenmiş olan Grenada Çarpışması’dır.
XIII-Bird (1988)
1-Caz müzisyeni Charlie Parker’ın hayatını anlatan film, Eastwood’un oyuncu olarak yer almadığı ikinci filmidir. Başrolde bu filmle Cannes’da en iyi aktör ödülünü kazanan Forrest Whitaker yer alır.
2-Bir Clint Eastwood filminin kazandığı ilk Oscar, Bird’le gelir. İki önceki yıl aynı kategoride kaçırdığı Oscar ödülü bu kez kazanılmıştır.1971’den bu yana film yapan yönetmen, kendisi alamasa dahi 17 yıl sonra ilk kez Oscar’la tanışmış olur böylece.
3-Bird’ün en önemli yanlarından biri, 90’lardaki muhteşem reji anlayışını haberleyen ilk film olmasıdır. Aslında Heartbreak Ridge’le, anlatım tarzını oturtmaya başlayan yönetmen, ilk defa Bird’le ciddiye alınmaya başlanmıştır. Ki Pale Rider’ın aldığı iyi eleştiriler de burada önemli bir unsur oluşturmuştur.
XIV-White Hunter Black Heart/Beyaz Avcı Kara Yürek (1990)
1-Clint Eastwood’un 1990 yılında çektiği iki filmden ilki olan White Hunter Black Heart, The African Queen/Afrika Kraliçesi filminin çekimlerinden önce Afrika’da fil avlamaya çıkan inatçı yönetmen John Huston’ın hikayesini anlatır. Bird’deki Charlie Parker hikayesinden sonra Eastwood ikinci defa gerçek bir olaya ve gerçek bir kişiye yönelir. Bu da bugünkü Eastwood başarısının en önemli sacayaklarından biri olacaktır.
2-White Hunter Black Heart, ırkçılıkla ilgili müthiş bir diyalog içerir. Eastwood, bu filmde sağlam bir dayak yer ve çekimler esnasında filler birkaç defa seti yıkar.
3-Bu film, Eastwood’un sıkmadan ama dingince hikaye anlatım tarzını yani klasik sinemanın en çekici yanını keşfeder. Bundan evvelki Eastwood filmlerinin kimi sıkıcıdır fakat bundan sonra Eastwood, izleyicinin ilgi ayarını iyi tutturmuş filmler çekecektir.
XV-The Rookie/Çaylak (1990)
1-Pale Rider’dan bu yana, tam Eastwood, filmografisini bir düzene oturtmuşken o dönemin ünlü uyumsuz polis çifti hikayelerinden birini filme almaya karar verir ve filmografisi bir anlığına ciddiyetini kaybeder.
2-Charlie Sheen’le birlikte oynadığı film, çoğu Eastwood polisiyesine göre daha heyecanlı ve esprilidir.
3-The Rookie, Eastwood’un dublör yönetimini öğrenmeye başladığı ilk filmidir.
XVI-Unforgiven/Affedilmeyen (1992)
1-Clint Eastwood’un ilk defa tüm sinema kitleleri tarafından başyapıt olarak kabul görmüş ve onu usta yönetmenler sınıfına sokmuş filmidir. Yönetmen olarak çektiği üçüncü ve son western filmidir ve otoritelerce bu film tüm western kalıplarına son noktayı koymuştur.
2-Unforgiven, ustanın Morgan Freeman’la çalıştığı iki filmden ilkidir. Bu filmle, Clint Eastwood sinema yaşamının ilk 2 Oscar’ını kazanmıştır. Ayrıca Gene Hackman (yardımcı aktör) ve Joel Cox (kurgu) da bu filmle Oscar kazanmıştır. Toplam 34 ödül kazanan Unforgiven, literatüre anti-western olarak da geçmiştir.
3-Unforgiven, Eastwood’un canlandırdığı William Munny’nin karısının mezarında başlar ve aynı yerde biter. Ayrıca film, “Sergio (Leone) ve Don (Siegel)’a adanmıştır.” Böylece yönetmenlik motiflerini şekillendiren iki isme vefa borcunu da, Eastwood bu filmle ödemiştir.
XVII-A Perfect World/Kusursuz Dünya (1993)
1-Eastwood bu filmde büyük bir risk alarak Kevin Costner gibi dönemin starlarından birini kanun kaçağı rolüne almıştır. Costner’ın filmde oynama şartı ise Eastwood’un da filmde oynamasıdır. Böylece Şerif karakteri Eastwood için yeniden yazılmıştır.
2-A Perfect World, Clint Eastwood’un hikaye anlatma konusundaki ustalığının zirvelerinden biridir. Bu film, döneminin en duygusal filmlerinden biri olmuştur. Ayrıca Kennedy suikastı dönemini arka plana alan film, Amerikan halkının masumiyetinin tükenişine bir atıftır. Ne ilginçtir ki 2 yıl öncesinde Kevin Costner, JFK suikastını araştıran savcı rolüyle JFK/Kapanmayan Dosya filminde harikalar yaratmıştır.
3-(S) Filmin sonunda Butch’ın ölmesiyle, mutsuz son kalıbını Honkytonk Man’den bu yana en derinden kullandığı filmi budur Eastwood’un. Öyle ki Butch’ın cesedi daha ilk sahnede çimlerin arasında görünür fakat mükemmel bir sinematografiyle bu ölüm izleyiciye fark ettirilmez.
XVIII-The Bridges Of Madison County/Yasak İlişki (1995)
1-Eastwood, Breezy’den bu yana ilk defa katıksız bir aşk filmi yönetir. Başrole Meryl Streep gibi bir oyunculuk kraliçesini alan Eastwood, bu oyuncunun karşısına da bizzat kendisini koyar. Filmde yalnızca 4 günlük bir imkansız aşk anlatılır ve ağır temposuna rağmen filmin oldukça hüzünlü finali, bu temposuzluğu unutturur.
2-Filmde Meryl Streep’in oynadığı Francesca, ölünce yakılıp, küllerini Madison County’nin köprülerinden birine konulmasını ister. Filmin çekimlerinden birkaç yıl sonra bu köprülerin biri hariç hepsi yanar ve küle dönüşür. Böylece filmle gerçeklik hazin bir ilişki kurmuş olur.
3-Filmde, Clint Eastwood’un ender olarak ağladığı bir sahne vardır. Fakat Eastwood bu sahnede arkasını döner ve ağladığını göstermez. Meryl Streep bunun sebebini sorduğunda Eastwood, “izleyicim benim bu halime alışık değil” cevabını verir. Kanımca Eastwood büyük bir fırsatı bizzat tepmiştir.
XIX-Absolute Power/Mutlak Güç (1997)
1-David Baldacci’nin aynı adlı romanından uyarlanan film, özellikle ikinci yarısıyla romandan epey uzaklaşır. Fakat Eastwood’un romanın aksine kurduğu basit kurgu, öyküye tempo ve derinlik kazandırmıştır.
2-(S) Filmin başındaki soygun sahnesinin çekimi Eastwood’un Alfred Hitchcock’a saygı duruşu niteliğindedir. Bu sahne Rear Window/Arka Pencere filmine göndermelerle doludur. Cinayete tanık olan hırsız rolünde Eastwood, bu sahnelerde mimiklerini mükemmelen kullanır.
3-Bu filmde yer alan Gene Hackman ve Judy Davis’in dans ettiği sahne bir filmde görüp görebileceğiniz en gerilimli ve en muhteşem dans sahnelerinden biridir. Filmin zirve anlarından birisini bu sahne oluşturur.
XX-Midnight In The Garden Of Good And Evil/İyi ve Kötünün Bahçesinde Geceyarısı (1997)
1-Clint Eastwood’un 1997’de çektiği iki filmden ikincisidir. Ustanın 90’larda en az bilinen filmlerinden birisidir ayrıca.
2-Eastwood bu filmle birlikte üst üste çekeceği 4 roman uyarlamasından üçüncüsünü kotarmış olur. 70 ve 80’lerde çok az ele aldığı romanları uyarlama yeteneğini ancak 90’larda keşfedebilmiştir yönetmen.
3-Bu film, 90’larda Türkiye’de sürekli gösterime girmeyen ve sadece festival gösterimi olan, tek Eastwood filmidir.
XXI-True Crime/Gerçek Suç (1999)
1-Eastwood bu filmle birlikte ilk ve son kez gazeteci rolünü canlandırmıştır. The Bridges Of Madison County’de de medya sektöründe çalışan bir karakter yaratsa da oradaki rolü fotoğrafçılıktır.
2-İdam mahkumu bir genci kurtarmaya çalışma temasını kullanacağı iki filmden ilki budur. Diğeri de daha sonra çekeceği Blood Work/Kan Borcu’dur.
3-(S) Bu film, idamı son anda kurtarma klişesinin kullandığı filmlerden biridir.
XXII-Space Cowboys/Uzay Kovboyları (2000)
1-Space Cowboys, Eastwood’un yavaş yavaş emekli olmuş kahraman rollerini üstlendiği ilk filmidir. 70 yaşına giren yönetmen, bu filmden sonra da bu kalıbı 2 kez daha kullanacaktır. (Blood Work ve Gran Torino)
2-Tommy Lee Jones, Donald Sutherland, James Garner ve James Cromwell’den oluşan dominant kastı, yönetmenin kendi kuşağının en iyi oyuncularını bir araya getirmesi sonucunu verir.
3-Film, Eastwood’un çektiği ilk ve son uzay filmidir. Havada geçen Firefox’u saymazsak, Eastwood’un hiç ele almadığı bir konudur. Son yarım saatine kadar film yerde geçer ve 4 yaşlı eski pilotun NASA’da uzaya çıkmak için hazırlanmasını işler. Space Cowboys, Eastwood’un komedi dozu en yüksek filmlerinden biridir ayrıca.
XXIII-Blood Work/Kan Borcu (2002)
1-Blood Work, Eastwood’un 92’den sonraki büyük çıkışından itibaren çektiği en zayıf film olarak görülür. True Crime’dan sonra bir başka idam mahkumunu kurtarma hikayesi, Space Cowboys’dan sonra bir başka emekli adam öyküsü gibi örnekler filmin tekrara düşmesini kaçınılmaz kılıyor.
2-(S) Blood Work, bir katil kim filmi olarak ipucunu filmin ortalarında sergiliyor. Banka sahnesinde katilin ses tonundan, Eastwood’un yat komşusunun katil olduğu belli oluyor.
3-White Hunter Black Heart filminde John Huston’ı canlandıran Eastwood bu filmde de Huston’ın kızı Angelica Huston’la beraber oynadı.
XXIV-Mystic River/Gizemli Nehir (2003)
1-Dennis Lehane’nin romanından uyarladığı filmle Clint Eastwood bir başyapıt daha çıkardı. O yıl Yüzüklerin Efendisi’nin son bölümünün vizyona girmesi, ödüller bazında filmi olumsuz etkilediyse de Mystic River, eleştirmenlerden tam not aldı.
2-(S) The Shawshank Redemption/Esaretin Bedeli’nde tecavüze uğramış bir mahkumu canlandıran Tim Robbins, bu filmde de küçüklüğünde tecavüze uğramış loser bir karakteri canlandırıyor. Robbins, buradaki performansıyla Oscar’ı evine götürürken filmde beraber rol aldığı Sean Penn de aynı ödülü kazandı.
3-Mystic River, arkadaşlık ve vefa sorgulamalarıyla Eastwood’un en oturaklı filmlerinden biri olurken altyapısına yerleştirdiği polisiyeyi paralel kurguyla anlatarak üstyapıya mükemmelen eklemledi.
XXV-Million Dollar Baby/Milyonluk Bebek (2004)
1-Million Dollar Baby, Unforgiven’dan sonra Akademi tarafından en iyi film olarak seçilen ve Eastwood’a 3 ve 4. Oscar’ını kazandıran başyapıtı oldu. Ayrıca Morgan Freeman’la, Unforgiven’dan sonra ikinci kez birlikte çalışan Eastwood, aktöre uygun rol koşullarını sağlayıp Oscar’ı kazandırdı. Bir önceki yılda Mystic River’la 2 oyuncusuna Oscar kazandıran Eastwood, geleneği devam ettirip Hilary Swank’in de Oscar kazanmasıyla 4. oyuncu Oscar’ını üst üste 2 yılda kazandırmış oldu.
2-(S) Boks filmleri tarihine altın harflerle yazılan film, Rocky’den sonra bu alanda Oscar kazanan ikinci film olma başarısını gösterirken. Filmin yarısından sonra bir hastane dramına dönüşmesi ve Eastwood’un bu rotasyona hakkını vermesi alkış aldı.
3-Clint Eastwood, bu filmde de daha sonra Gran Torino’da tekrarlayacağı gibi kiliseyle arasında sorunları olan muhafazakar bir adamı oynadı.
XXVI-Flags Of Our Fathers/Atalarımızın Bayrakları (2006)
1-Heartbreak Ridge’ten bu yana ilk defa savaş filmi çeken Clint Eastwood, bu filmle ilk kez Steven Spielberg’le beraber çalıştı. Kahramanlık motifini sorgulamak için Iwo Jima çarpışmasındaki meşhur ABD bayrağını dağa diken askerlerin anılarına inen Eastwood, eleştiri dozu sağlam ama kurguda eksikliği bol olan bir film yarattı.
2-Ira Hayes rolünde harikalar yaratan Adam Beach, bu filmle ününü ikiye katlasa da cast’ın diğer oyuncuları fazla acemi bulundu.
3-Girişteki çarpışma sahnesinde Spielberg’in de yardımını alan Eastwood, Space Cowboys’u saymazsak ilk kez bu denli büyük çaplı bir sahneye imza atmış oldu.
XXVII-Letters From Iwo Jima/Iwo Jima’dan Mektuplar (2006)
1-Unforgiven, Mystic River ve Million Dollar Baby’den sonra en iyi film dalında Oscar’a aday olmuş 4. ve son Eastwood filmidir. Ayrıca tamamı Japonca çekildiği için film, Altın Kürelerde yabancı dilde en iyi film dalında yarışıp ödülü kazanmıştı.
2-Bu filmle Eastwood kahramanlık mitine tek taraflı bakmamak için Flags Of Our Fathers’dan sonra savaşa bir de Japon gözüyle bakmıştır. Bu açıdan bizzat Kore’de savaşmış bir asker olarak Eastwood’un Amerikan savaş tarihine düşmanların gözünden de bakıp onların hakkını teslim edebilme olgunluğunu göstermiştir.
3-Film, Japonya’da da çok beğenilmiş ve Japon Akademisi Letters From Iwo Jima’ya en iyi yabancı film ödülünü vermiştir.
XXVIII-Changeling/Sahtekar (2008)
1-1930’ların Los Angeles’ını aktarabilme konusunda üstün bir çalışmanın ürünü olan bu çok katmanlı film, Eastwood’un son yıllarda en beğenilen filmlerinden biri oldu ve başroldeki Angelina Jolie’ye de ciddi rollerde bir kariyer sağlama konusunda yarıda kalmış adımları için de öncülük etmiş oldu.
2-Filmde yer almayan Eastwood, daha önce In The Line Of Fire/Ateş Hattında filminde beraber rol aldığı John Malkovich’i oyuncu olarak Changeling’in kadrosuna aldı.
3-Eastwood’un muhteşem besteler de ürettiği film, normalden 50 dakika daha uzun çekildi. Fakat film bu haliyle bile fazla uzun eleştirileri alırken Eastwood, o 50 dakikayı keserek başyapıtının zarar görmesini engellemiş oldu.
XXIX-Gran Torino (2008)
1-Gösterime girdiği dönemden beri IMDB Top 250’de en üst sırada bulunan Eastwood filmi olan Gran Torino, ödülsüz bir başyapıt olarak 2008’in sonuna damgasını vurdu. Changeling’e şans verip Gran Torino’yu biraz daha arka planda tutan Eastwood, bir yıl bekleyip ertesi yıl iki film birden çekme işinde ilk defa taktik hata yapmış oldu.
2-Filmde yer alan Hmonglar, Vietnam-Kamboçya-ABD savaşında Amerikalılara destek verdikleri için bu ülkeye göç etmek durumunda kalan bir melez ırktı. Filmde, Eastwood’un oynadığı Kore gazisi Walt Kowalski için her ne kadar bütün çekik gözlüler aynı olsa da filmin sonlarına doğru Hmonglar hakkında daha ılımlı bir tavır takınmaya başlamıştı.
3-Gran Torino, Eastwood’un sert ve kanunsuz polis rollerine bir özür niteliğini taşır. Adeta o filmlerde yapılan düşünsel hataları etüd edip bunlara şekil verme yöntemiyle çekilmiştir. Ayrıca Gran Torino, Eastwood’un oynadığı son filmidir. 79 yaşında, mükemmel bir performans sergileyen aktör, kameralara, bir daha oyunculuk yapmayacağını bizzat açıklamıştır.
XXX-Invictus/Yenilmez (2009)
1-Eastwood’un şimdilik, çektiği son filmidir. Daha önce Charlie Parker ve John Huston hakkında biyografik filmler çeken Eastwood, Nelson Mandela’nın hapisten çıktıktan sonraki hikayesini anlattığı bu filmle 3. kez biyografiye yönelmiştir.
2-Güney Afrika’da oynanan dünya rugby turnuvasını, bir ulusun kenetlenmesi anlamında metafor olarak kullanan film, rugby sahnelerinin uzunluğuna rağmen sıkıcılaşmamış ve seyir keyfi yüksek bir izlence sağlamıştır.
3-Morgan Freeman, bu filmle, beşinci kez Oscar’a aday olsa da ödülü Jeff Bridges’a kaptırmıştır.
Böylece Clint Eastwood’un 30 filmine kısa kısa değinmiş olduk. Gidişata bakılırsa ilk kez fantastik gerilimi Hereafter’da deneyecek olan ve 2012’de 4. kez biyografik bir filme imza atacak olan Eastwood, yaşadığı müddetçe bize güzel filmler izletmeye devam edecek. Biz de onun her filmini daha çıktığı ilk gün izlemeye devam edeceğiz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


4 yorum:
Çok güzel bir yazı olmuş, tebrik ederim. Bugün izlemeyi planladığım "High Plain Drifters"ı daha iştahlı seyredeceğim şimdi.
Çok teşekkür ederim. İlgili filmi izledikten sonra film hakkındaki yazıma da yorumlarınızı beklerim.
izlemediğim filmler hakkında bilgileri atlayarak okudum ama zaten eastwood ortak zevkimiz biliyorsun, o yüzden tamamını okudum sayılır, ellerine sağlık çok değerli bir yazı olmuş
Sağolasın Levent abi, Clint külliyatında gezinmek mükemmel bir his benim için. Bu yazıyı yazarken sen de aklıma gelmedin değil:))
Yorum Gönder