Yönetmen: Paul Verhoeven
Oyuncular: Carice van Houten, Sebastian Koch
IMDB Puanı: 8/10
Puan: 7/10
RoboCop'la 1987 yılında Hollywood'a geçen Hollandalı yönetmen Paul Verhoeven daha sonra Basic Instinct/Temel İçgüdü ve Total Recall/Gerçeğe Çağrı gibi iki Sharon Stone filmiyle büyük sükse yapmış fakat Showgirls ve Starship Troopers/Yıldız Gemisi Askerleri ile tüm prestijini harcamıştı. 2006 yılında yeniden ülkesine dönen Verhoeven, burada bir İkinci Dünya Savaşı filmi çekip eski prestijini yeniden aradı. Ülkelerinde oldukça popüler olan Carice van Hauten ve Sebastian Koch'un başrollerini paylaştığı Zwartboek, Hollanda'da yılın filmi seçildi. Aynı zamanda bu ülkenin Oscar aday adayı oldu fakat ilk 5'in arasına giremedi.
Temelde savaş filmi gibi gözükmesine rağmen Zwartboek aslında tam bir "savaş dönemi" filmi. Zira filmde cephelerde savaşan askerler, ya da İkinci Savaş'a has kıyım görüntüleri bulunmuyor. Bunun yerine taraflararası bir casusluk öyküsü anlatılıyor. Fakat filmin sunumu bir savaş dönemi filmi değil de bir savaş filmi şeklinde olunca filmin anlattığı ile reklamı birbirine karışmış. Ülkemizde de sadık hayranları bulunan film, yetkin sahnelerine rağmen bütününde yüksek kalitede bir film olmayı başaramamış gözüküyor. Oysa İkinci Dünya Savaşı neredeyse tüm dünya sinemalarınca baştacı edilen bir konu ve risk düzeyi en az olan hikayeler genelde bu temaya dayanıyor. Bu anlamda film, en büyük kozunu bir dezavantaja dönüştürmüş. Bol twistli bir hikaye anlatabilmek için gereken başarılı kurgu denemeleri bu filmde amacının çok altında kullanılınca sanki tek bir film değil de birbiri ardına gelen sahneler izlemiş oluyoruz. Örneğin ana karakterin yakınlarına düzenlenen bir suikastten hemen sonra bu karakterin eğlendiği sahneler peşpeşe gelebiliyor. Ya da ortaya çıkarılan bir hainle ilgili herhangi bir sahneden ancak 5-10 sahne sonrasında bu konuya dönebiliyoruz. Hal böyle olunca yüksek tempolu ama konsantre olamamış bir film ortaya çıkıyor. Benzetmek gerekirse, varacağı yere çabuk ulaşabilmek için yüksek hız yapan bir şoförün kestirme yol dururken uzun yolu tercih etmesinden bahsedebiliriz. Zwartboek tam da böyle bir film.
Filmde oradan oraya kaçan ve savaş boyunca bir evin kilerinden tutun da bir tekneye kadar, ya da direnişçilerin sığınağından tutun da bir Nazi subayının yatağına kadar her yerde bulunmuş bir Yahudi kızı canlandıran Carice van Hauten, görüntüsünü oyunculuk becerisiyle birleştirmede epey zorlanıyor. Alman sinemasının en iyilerinde çoğunlukla rastladığımız Sebastian Koch da Das Leben Der Anderen/Başkalarının Hayatı ya da Amen. gibi filmlerdeki oyunculuk kalitesinin epey uzağında seyrediyor.
İlginç Bilgi: Zwartboek, Hollanda'nın gişe hasılatı rekorunu halen elinde tutuyor.


2 yorum:
Bu filmi izlemeyen çok büyük bir çoğunluk olduğuna eminim ama ben 10 kere izlemişimdir:) Babamın en sevdiği filmlerdendir. Tesadüfen izlemişti televizyonda ve yeniden izlemek için başımın etini yemişti ta ki kendisine Dvd olarak filmi verene kadar:)
Uzun bir süre her film konusu geçtiğinde bu filmden bahseden biri insanın aynı evde yaşadığı babası olunca, ister istemez defalarca izleyip onun beğenilerinden etkileniyorsun:) Yani, filmin olumsuz yanlarını senin gibi göremedim ben:) Olağanüstü bir casusluk filmidir benim için babam sağolsun:))
Aynı yılın bir başka fimi The Good German ile akraba gibi gelir bana Kara Kitap. Nedenlerim somut olmasa da iki filmi aynı şekilde sever, aynı kefeye koyarım gönlümde:)
Bu arada bence Carice Van Hauten'ın performansı Sebastian Koch'dan öndedir bu filmde.. En azından Sebastian Koch'un performansı konusunda hemfikiriz;))
The Good German da benim bu yakınlarda izleyeceğim filmlerden bir tanesi. Sen ben baban beraber izleriz artık bi ara:)
Yorum Gönder