Yönetmen: Jules Dassin
Oyuncular: Jean Servais, Carl Möhner
IMDB Puanı: 8,1/10
Puan: 7/10
70'li yıllarda California'da bir banka soygunu gerçekleşir. Soyguncular, bankanın çok güvendiği alarm sistemini devre dışı bırakmadan her şeyi çalıp götürmüştür. Polisin de en çok şaşırdığı şey bu olur soygunda. Zira tüm banka soyguncuları önce alarmı devre dışı bırakıp sonra soygun yapar. Oysa bu olayda soyguncular, alarmı devre dışı bırakmıyor, sadece alarm zilinin sesinin duyulmamasını sağlıyor. Bunu da yangın söndürücüden çıkan sıvıyla beceriyorlar. Polis için çok yeni olan bu teknik sinema tarihi için hiç de yeni değildir. Çünkü soygundan 15-20 yıl önce çekilen Rififi'de bu yöntem kullanılmıştır. Amerikalı soyguncular da sinefil olmanın getirisini kazanmıştır.
Jules Dassin, aslen Hollywood'un parlak yönetmenlerden biriyken Edward Dmytryk'in meşhur McCarthy soruşturmalarında kendisini ispiyonlamasından sonra Fransa'ya kaçmak zorunda kalır. Hollywood'da başta Charles Chaplin olmak üzere birçok yönetmen bu soruşturma yüzünden ülkeden kaçmak zorunda kalmıştır. Dassin, Fransa'da uzun süre iş yapamayınca kendisine önerilen Rififi'yi çekmeye karar verir. Romanda önemli değişiklikler yaparak filmi bir kara-film-soygun filmi tandansına göre ayarlar. Hatta filmde soygunu gerçekleştiren 4 kafadardan Cesar'ı da bizzat kendisi oynar.
Soygun filmlerinde çoğunlukla soygun sahnesi film için çekilmiştir. Fakat Rififi'de film, soygun sahnesi için çekilmiştir. Profesyonel bir ön hazırlıktan sonra 27 dakika boyunca tek bir ses ve müziğin duyulmadığı bu sessiz sahne filmin kalbi olmuştur. Müthiş bir gerilimle odanın sıcaklığının arttığını hissederiz bu sahnede. Filmin geri kalanı ise alışılmış kalıpları başlatan yeniliklere doğru yol alır ve bir fidye filmine dönüşür.
Bugün Stanley Kubrick deyince akla ilk gelen filmler genelde The Killing/Son Darbe dışında kalan filmlerdir. Oysa The Killing, her ne kadar eleştirmenlerin çoğunlukla unutageldiği bir film olsa da hem Kubrick'in hem de soygun filmlerinin en büyüklerinden biridir. Rififi'yi izlerken de iki filmi de izlemiş bir seyirci olarak ister istemez bir karşılaştırma yapmaya gerek duydum. Her ikisi de mütevazı bir bütçe ve kadroyla çekilen iki soygun filmi olsa da The Killing, kurgudaki muazzam başarısıyla Rififi'den daha iyi bir film haline geliyor.
SPOILER------------------------------
Filmde, bizzat Jules Dassin'in oynadığı Cesar'ın arkadaşının yerini söylemesinden dolayı Tony tarafından öldürülmesi ve kuralları hatırlatması, Dassin'in McCarthy soruşturmalarına bir göndermesidir.
Son sahnede Jo ölü olduğu halde bir gözünü kırpar. Bu çok açık bir şekilde görülen ender film hatalarından biridir.
Rififi ve Le Clan des Siciliens/Sicilyalılar Çetesi aynı yazarın elinden çıkmıştır. Her iki filmde de işlerin rayından çıkmasının sebebi erkek kahramanın kadına olan düşkünlüğüdür.
SPOILER-----------------------------
İlginç Bilgi: Rififi, Fransız argosunda erkeklerin kabadayı dünyasındaki belaya verdikleri genel isimdir.


2 yorum:
Anımsayamadım ama izlemiş olabilirim. Bu film için hafızam net değil. Ama yazını okurken her şey o kadar tanıdık geldi ki.. Bir kaç ekran görüntüsü görünce emin olabilirim izleyip izlemediğime. Ama bilinçli şekilde izlemediğim kesin:)) Çünkü Rififi ismi bana oldukça yabancı geldi. Oysa anlattığın sessiz soygun sahnesi de de son derece tanıdık:)
Sessiz soygun sahnesi sonraları bolca kullandığından kolay çağrışım yapıyor. Benim de aylardır arşivimdeydi. Le Clan des Siciliens'in üstüne iyi gider diye düşünüp izledim. Yarın da The Killing'i bi daha izlerim:)) Saadet zinciri gibi bir şey bu:))
Yorum Gönder