Yönetmen: Otto Preminger
Oyuncular: James Stewart, Lee Remick
Oscar: 7 adaylık (Film, Aktör, Yrd. Aktör (2)- George C. Scott, Arthur O'Connell, Senaryo-Wendell Mayes, Grt. Yönetmeni- Sam Leavitt, Kurgu- Louis R. Loeffler)
IMDB Puanı: 8,1/10
Puan: 8/10
Filmleri türlerine göre ayırırken kimi zaman akademik olmayan sınıflandırmalara da başvururuz. Örneğin Anatomy of a Murder, bir dramadır. Ama tema bakımından da bir hukuk filmidir. Fakat popüler olan her zaman ağır basar ve biz bu filmle birlikte mahkeme dramı (courtroom drama) terimini kullanırız. Dediğim gibi akademik bir geçerliliği yoktur ama bir yandan da aslolan popülasyondur her zaman. Çünkü hukuk filmleri de kendi içinde tek bir tema üzerinden ilerlemez. Örneğin 12 Angry Men/12 Öfkeli Adam'ın baştaki 1 dakikası hariç hiçbir sahnesi celse salonunda geçmez, bu yüzden tam olarak bir mahkeme filmi değildir. Ama öte yandan jüri karar süreci de bir muhakeme etme aşaması olduğundan 12 Angry Men için pekala mahkeme dramı diyebiliriz. Gelgelelim 1 dakikası hariç hiçbir sahnesi salonda geçmeyen bir filme karşılık üçte ikisi mahkeme salonunda geçen bir film olarak Anatomy of a Murder, 12 Angry Men'e oranla daha fazla mahkeme dramıdır.
Anatomy of a Murder, hukuk dramlarının üzerinde tartışılmasına en çok müsait olan filmlerden biridir. Hatta ve hatta kanımca, kendisinden önce de bir dolu mahkeme filmi çekilse de Anatomy of a Murder, türe son noktayı koymuştur. Şöyle bir gözden geçirdiğimde 1959 sonrası mahkeme filmlerinin hiçbirinin Anatomy of a Murder'ın üzerine bir yenilik koyamadıklarını görüyorum. Film, yalnızca bir cinayetin değil aynı zamanda bir davanın da anatomisini çıkarıyor. Amerikan hukuk ve yargılama sistemi üzerinden genel olarak adalet sistemlerinin anatomisini çıkarmakla mükellef bir film olarak suçun ve cezanın haklılığından ziyade mahkeme edebilme tanımının layıkıyla yerine getirilmesi bu filmin ilgi alanı.
Anatomy of a Murder, kendisi için çok basit bir suçu ele alıyor. Bir adam, karısına tecavüz eden bir bar sahibini öldürüyor. Polise teslim oluyor. Suçunu kabul ediyor. Böyle bir dava, hem jüri hem de hakim için son derece kolay görünüyor. İşin mahkeme bölümü bir formalite gibi sanki. Ama hiç de öyle olmuyor filmde. Her şeyin kolay göründüğü bir esnada çetin ceviz bir savcı ile hırslı bir avukat, davayı zorlu bir karar süreci haline getiriyor. Davanın dibinde kalan en önemsiz detayı, suçlunun suçu işlediği andaki ruh halini baz alıp bunun muhakemesi üzerinde duruyor her iki taraf da. Tam 2 saat 45 dakikalık film, ilk 50 dakikasından sonra durmaksızın bu detayın üzerinde dönen muhteşem bir mahkeme filmi haline geliyor.
Film, bahsettiğim anatomiyi ele alırken kusursuz değil şüphesiz. Örneğin tecavüz vakasının derinine inilmesi, neredeyse ana kanıt olan sanığın suç esnasındaki ruh halini zaman zaman unutturuyor. Bir don meselesi, mahkeme kurulunun tam bir gününü alıyor. Bu da anatomiyi çıkarırken merkezin çevre tarafından kuşanmışlığını alabildiğine büyütüyor. Gerçi filmde avukat (James Stewart), eylemin elmanın çekirdeği, nedenlerinse kabuk olduğunu ve kabuğu soymadan çekirdeğe inilmemesi gerektiğini söylese de bir süre sonra çekirdeğin varlığını kendisi de unutmaya başlıyor.
Öte yandan filmde yargılananın yalnızca sanık olmadığını görüyoruz. Savcılık görevlilerinin davayı kazanmak için giriştiği üçkağıtlardan tutun da hakimin zaman zaman dikkatinin dağılmasına kadar irili ufaklı bir dolu detayla hukuk sisteminin temel parçaları da yargılanıyor. Üstelik seyirci olarak bizden de taraf tutmamız bekleniyor. Bu da filmin bir başka handikapı. Çünkü her ne kadar avukatın tarafından izlesek de olayları yine de ne olduğu çok açık olan bir hikaye anlatıldığı için seyircinin taraf olmaya ihtiyacının olmadığı görülemiyor. Yönetmen Otto Preminger ve senaristlerin, tecavüze uğrayan kadının hoppa tavırlarını, sanık teğmenin gamsızlığını seyircinin tarafı belirlemekte zorlanmaları için tenis topu gibi oynadığını görüyoruz. Bu durum da konuya yabancılaşmayı beraberinde getiriyor.
Film, uzun süresini mizah direkleri üzerinde tutmakta pek mahir. Don konusundaki mahkeme heyetinin müthiş diyalogu, avukatla savcıların kapışmaları, zoka meselesi vs... izlerken sürekli bir gülümseme yaratıyor. Özellikle finalde sanığın avukata bıraktığı not büyük bir kahkahaya neden olabiliyor.
Anatomy of a Murder, James Stewart'ın olgunluk döneminden alabildiğine yararlandığı gibi sinemaya büyük bir aktörü, George C. Scott'ı armağan ediyor ve yönetmen Preminger'in Laura ile birlikte en güzel iki filminden biri oluyor.
İlginç Bilgi: James Stewart'ın babası, filmi ahlakdışı bulduğu için el ilanları hazırlatıp filmi boykot etmiş.


0 yorum:
Yorum Gönder