20 Temmuz 2010 Salı

MIDNIGHT IN THE GARDEN OF GOOD AND EVIL/İYİ VE KÖTÜNÜN BAHÇESİNDE GECEYARISI (1997)

Yönetmen: Clint Eastwood
Oyuncular: Kevin Spacey, John Cusack
IMDB Puanı: 6,5/10
Puan: 6/10

1990 sonrası Clint Eastwood filmleri arasında izlemediğim tek filmdi Midnight... Nihayet bu eksiği de kapatmış oldum. Lakin, bu kapanışı büyük bir haz alarak yaptığım söylenemez. Ülkemizde bahsettiğim dönem için gösterilmeyen tek Clint Eastwood filmi olan Midnight..., ustanın gerçek hayattan alınma bir cinayet hikayesini bir mahkeme gerilimine dönüştürme çabasıydı. Oysa yapıtın uyarlandığı roman, Georgia eyaletinin Savannah kenti üzerinden Amerikan güneyinin eski geleneklerinden kopamadığının bir alegorisi üzerineydi. Anlatılan asıl hikaye bu konunun çeşnisi olması gerekiyordu. Clint Eastwood konunun cinai yönüne daha fazla eğilen bir senaryoya dönüştürmüştü hikayeyi. Üstelik bahsi geçen cinayette de yoğun bir dedektiflik çalışmasına gerek yoktu. Olaylar ortadaydı, yalnızca jürinin sanığı "meşru müdafa" kapsamına alıp almayacağı merak ediliyordu o kadar.

Filmin kendisinden ziyade karakterleri ve oyuncuları ilginçlik taşıyordu. Kevin Spacey, artık tiki haline gelmiş olan sağa sola kafa sallaması haricinde filmi taşıyabilen tek aktördü. John Cusack buradaki rolüyle standartının da altına düşmüştü. Clint Eastwood'un kızı Alison Eastwood, ilk uzun rolünü bu filmle kapmıştı. Güzellik açısından babasının kızı olduğu pek belli olan Alison Eastwood'un tıpkı babası gibi müziğe olan yatkınlığının emareleri de filmdeki bar sahnelerinde bolca görünüyordu. Filmin odak dışı tek karakteri olan travesti bar şarkıcısı ve showgirl Lady Chablis'i bizzat kendisi oynamıştı. Üstelik Chablis, anlatılan dönemde de Savannah'da yaşamış ve cinayet skandalına tanık olmuştu. Filmde hakimi oynayan Sonny Seiler, gerçekte o davada avukat olarak bulunmuştu ve oyunculuk yapmıyordu. Filmdeki avukatın karakter adı da değiştirilmemiş ve Sonny Seiler olarak kalmıştı. İlginç böcek apoletiyle filmde bulunan Geoffrey Lewis daha önce 6 kez Clint Eastwood'la birlikte oyuncu olarak çalışmıştı. Midnight..., ikilinin birlikte çalıştıkları 7. ve son filmi olmuştu.

Eastwood'un aynı yıl çektiği Absolute Power/Mutlak Güç'ün kalitesine bakıp bu filmle karşılaştırınca ortaya, filmin tam olarak kendini bulamadığı sonucuna varabiliriz. Bir güney kasabasının kara büyüyle, 1800'lerden kalma geleneklerle haşır neşir olan halkının çevresinde dönen bir cinayet olayını, yörenin caz sanatçısı "Johnny Mercer'ın yetiştiği ortamı anlatmak" amacıyla filme alırsanız ortaya böyle amacı netleşmemiş bir film çıkıyor. Üstelik Eastwood'un 1990 sonrasında hiç görülmeyen bir özelliğine de ilk ve son defa bu filmde şahit oluyoruz. Filmin ilk 1 saatlik bölümünün aşırı derecede sıkıcı ve tutarsız olması diğer Eastwood filmlerinde hiç rastlamadığımız bir durumdu.

3 yorum:

Volkan Okyar dedi ki...

Biraz olumsuz yaklaşmışsın sanki bu filme. Yazını okuduktan sonra düşündüm ve hak verdim değindiğin eksi yönlerine; Ama izlerken çok etkilemişti beni bu film.

Daha farklı bir pencereden bir daha izleyesim geldi makalen sonrası..

Muhammed Tiryaki dedi ki...

Şöyle bir ekleme yapayım: Herhangi bir film için vasatın üstündeydi ama Clint'in coştuğu 90'lar döneminin bir filmi olarak vasattı:))

Volkan Okyar dedi ki...

:)) Bak şimdi oldu işte:))