20 Nisan 2010 Salı

STRAW DOGS/KÖPEKLER (1971)

Yönetmen: Sam Peckinpah
Oyuncular: Dustin Hoffman, Susan George
Oscar: 1 adaylık (Müzik-Jerry Fielding)
IMDB Puanı: 7,7/10
Puan: 9/10

Sinemanın şiddet uzmanı olarak bilinen, klasik dönem yönetmeni Sam Peckinpah'ın, alışık olunanın aksine iyi ile kötünün şiddete yönelimi mevzusundaki itkilerini ele aldığı Straw Dogs, sinemada daha yeni yeni kendini göstermeye başlamış Dustin Hoffman'ın geleceğin aktörleri arasına ismini yazdıracağını kanıtladığı film. Premiere dergisinin en iyi film afişlerine dair anketinde 12. sırada bulunan afişiyle de popülerlik kazanılmış film, televizyonlarda mutlaka sansüre uğrayarak gösterildiğinden ancak DVD baskılarına ulaşıp öyle izlenmesi gereken bir klasik.

Straw Dogs, 68 olaylarının, şiddetli yansımalarından dolayı ABD'den rahat ve huzurlu İngiltere kırsalına göçen bir matematik uzmanı ile o bölgenin vatandaşı olan karısı etrafında gelişen bir öykü.  Tipik bir kır hayatından beklenen yemyeşil düzlükler, tarımla uğraşan huzur dolu insanlar, yardımseverlik gibi unsurlar bu filmde yok. Peckinpah açık açık bir nevi kutsaliyet kazanmış kır insanına olanca şiddetiyle saldırıyor. Fakat filmin büyüsü, bu saldırının bodoslama olmayıp iyilere de olumsuz özellikler vererek irdelenmesinden kaynaklanıyor. Filmde neredeyse taraf tutabileceğiniz kimse kalmayınca eli kolu bağlı bir biçimde son 40 dakikadaki şiddet senfonisini izlemeye başlıyorsunuz. Bu noktada Quentin Tarantino'yu şiddetin efendisi olarak gösteren sinema yazarlarına Straw Dogs'un mutlaka izletilmesi gerektiğini düşünüyorum.

SPOILER-----------------------------------

Dustin Hoffman'ın duygularını tam manasıyla asla anlayamayacağımız karısının alengirli hareketleri ve meşhur tecavüz sahnesindeki zevk alma anlarıyla başlayan tarafsızlığın sindiği ikinci yarıda, Hoffman'ın canlandırdığı David Sumner'ın azami değişimi ve bir manada "erkekleşmesi" filmin ana manifestosu. Erkek yaşantısının, ancak yolu şiddetten geçtiğinde fluluğunu kaybedeceğini anlatan yönetmen, bir anlamda her yönetmende olduğu gibi Tanrı Kompleksi'ni kullanarak erkek karakterini sınıyor. Öz kızı kaybolup kasabanın delisiyle görülmüş Tom'un film boyunca sevimsiz gösterilmesiyle izleyicinin de karakterler hakkındaki duygularına saldırı yapılıyor. Charlie karakteri, bir zamanlar sevgilisi olduğu güzel kadının şimdi bir "sünepe"nin kollarında olmasına katlanamıyor. Ama aynı zamanda gözünün önünde kadına tecavüz eden arkadaşıyla da dostluğunu sürdürebiliyor. Baştan beri seyircide acıma duygusu yaratan, Neils karakteri filmin sonunda kendisini kurtaran David'in karısına saldırabiliyor. İşin garip yanı tüm bu çelişkilerin filmi izlerken yerli yerinde ve dayanaklı durabilmesi. Sam Peckinpah bu noktada insan içgüdüsünün oynak zemininine dair nokta atışları yapıyor.

SPOILER---------------------------------

Filmin ilk yarısı hep bir sonraki sahneyi merak ettirdiğinden sıkıcılığını avantaja dönüştürebilirken, son 40 dakikayı diken üstünde ve göz kırpmadan izleyebiliyoruz. Tam bir bireysel savaş anına dönüşen kuşatma ve kan revan içinde kalan karakterlerle sonlanan film, sinemanın gerçek büyüsünün karşılığına dönüşüyor.

Straw Dogs, birçok filmde olduğu gibi bizde de yeniden çevrildi. İlki Natuk Baytan'ın içine Kıbrıs meselesini de eklediği 1975 yapımı Kartal Yuvası. İkinci versiyon ise henüz görmediğim, Banu Alkan ve Ferdi Özbeğen'li Kadınca. Ayrıca 2011'de The Last Castle/Son Kale'den de hatıralayabileceğimiz yönetmen Rod Lurie'nin çektiği bir re-make de beyazperdedeki yerini alacak.

Peckinpah'ın başyapıtı olarak sayılan The Wild Bunch/Vahşi Belde de böylece ilk kez seyredilecek filmler listemde ön sıralara alınmış oluyor.

İlginç Bilgi: (SPOILER) Filmde Sam Peckinpah, tecavüz sahnesinde Susan George'tan cinsel birleşmenin gerçekleşmesini istemiş. Bir nevi George'un metodik oynamasını istemiş. Fakat, Susan George, bu "öneri"yi elbette reddetmiş.

Hiç yorum yok: